EMRE AKÖZ

27 Kasım 2008, Perşembe

Lagendijk şaşırmasın!

Öyle gözüküyor ki <ı>Avrupalılar, <ı>Türkiye 'de siyasetin nasıl yapıldığını hiçbir zaman anlamayacak. Hangi olayın beni böyle düşünmeye sevk ettiğini sorarsanız; " <ı>Lagendijk'ten <ı>öte <ı>örnek <ı>mi <ı>olur " derim.
Joost Lagendijk, Hollandalı bir siyasetçi. Yeşiller'den. Solcu. Eşi Türk: Gazeteci Nevin Sungur . (Bu sebeple adı 'Lagendijk Enişte'ye çıktı.) Ama hepsinden önemlisi Lagendijk, "Türkiye-AB Karma Komisyonu Eşbaşkanı".
Dolayısıyla artık Türk siyasetini biraz daha derinden kavramasını bekleyebiliriz kendisinden. Ama hayır! Lagendijk, CHP 'deki " <ı>çarşaf açılımı " denilen olay karşısında küçük dilini yutacak hale gelmiş.
" <ı>Deniz Baykal <ı>'ın <ı>'çarşaf <ı>açılımı' <ı>beni <ı>çok <ı>şaşırttı " diyor ve şöyle devam ediyor:
"Çünkü Baykal'ın türban konusunda <ı>eskiden söylediklerini hatırladıkça anlamakta güçlük çekiyorum. Fakat yine de CHP içinde türban konusunda bir politika geliştirmesini çok olumlu buluyorum ve cesaretle bu konuda gitmesini istiyorum."

***
Lagendijk niye bu kadar şaşırıyor? Çünkü Avrupalı siyasetçilerin zihninde "ilkelerin" önemli bir yeri var.
Türban (ve çarşaf) hakkında demediğini bırakmamış, üniversitede türbana serbestlik sağlayan değişiklikler Meclis'ten 411 oyla geçer geçmez Anayasa Mahkemesi'ne koşmuş bir siyasetçinin böyle bir "açılım" içine girmesi, onun kafasının kolayca alacağı bir durum değil: "Bu ne yaman çelişki" diye düşünüyor.
Gazeteciler, "<ı>Peki Baykal'ı bu konuda samimi buluyor musunuz" diye sorduğunda da, "<ı>Bir şey söylemek için henüz çok erken.
Seçimlere doğru gidiyoruz. Bu konudaki açılımın ne kadar ciddi olduğunu önümüzdeki günlerde göreceğiz. Ancak pozitif bir açılım olarak görmek istiyorum" diyebiliyor.
Yani Lagendijk meseleyi sadece "<ı>oportünizm" bağlamında ele alabiliyor: "<ı>Seçimlerde daha fazla oy kazanabilmek için çevrilmiş bir manevra." Halbuki şunu da görmesi gerekir: Bugünkü üst yönetimiyle ve tarihsel olarak CHP, <ı>bürokratik elitin partisidir. O grubun siyasi alandaki sözcülüğünü yapar.

***
Tam da böyle olduğu için türban sorunu bir sosyolojik sorun değil siyasi sorundur.
Eğer iş sosyolojiye kalsaydı, zaten böyle bir meselemiz hiçbir zaman olmazdı. Hem "sokak" (<ı>toplumsal ilişkiler), hem de "sandık" (<ı>halkın tercihinin siyasete yansıması) bunu işaret ediyor.
Sorun siyaseten "<ı>yaratıldığı" için de gerçek bir "<ı>içeriği" bulunmuyor.
Önümüzde sadece <ı>söylemlerle kurulmuş, toplumsal sorunlara tekabül etmeyen, dayanağını halktan almayan bir siyaset var.
Halka dayanmadıkları için de ilkeler ellerini kollarını bağlamıyor. Dolayısıyla bizim siyasetçiler; 'ak'tan 'kara'ya, 'hayır'dan 'evet'e Avrupalıları hayrete düşüren bir sürat ve çeviklikle geçebiliyor.
<ı>Özetle: CHP yönetimi, bürokratik elitten olumlu bir sinyal almadan bu işe ciddi biçimde sarılamaz.
Olayın seçim manevrası olup olmadığını anlamak için oraya yani bürokratik elitin asıl çekirdeği olan <ı>askeriyeye bakmak gerekir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.