EMRE AKÖZ
Hangisi kazansın? Beyaz kuvvetler mi, kara kuvvetler mi?
Sadece askerci gazeteleri okuyanlar, basını rehavet içinde sanabilir. Eğer Taraf'ı, Bugün'ü ve demokrasi yanlısı diğer gazeteleri de okusalardı, gündemin cayır cayır olduğunu apaçık görürlerdi.
Gelin olayların ardında kimler olduğuna bakalım:
Yukarıda saydığım olayların ortak bir noktası şu:
Hepsinin kaynağında silahlı bürokrasi var.
Tamamında silahlı bürokraside çalışan personel yer alıyor.
Türkiye siyasi ve toplumsal tarihi hakkında biraz okumuş kişiler için bu durum hiç şaşırtıcı değil.
6-7 Eylül 1955'i, 1 Mayıs 1977'yi, "Maraş, Çorum, Malatya" katliamlarını, Gazi'yi ve Sivas'ı, onlar yaptı ve yaptırdı.
Binlerce "infaz" olayı, JİTEM'in iğrenç cinayetleri, Danıştay Saldırısı ve aydınlara suikastlar onların eseridir.
Emekli Koramiral Atilla Kıyat, 1990'lardaki yargısız infazların devlet politikası olduğunu söyledi.
Açık sözlülüğü dolayısıyla kendisine teşekkür ederiz ama söyledikleri bizim için malumu ilamdır.
Tam da öyle olduğu için...
Yani bu bürokrasinin zihniyetini az çok bildiğimiz için, geçen gün burada, "İçişleri Bakanı Beşir Atalay, herkesi ikna edebilir, beni edemez" demiştim.
Birkaç gün sonra Beşir Atalay da, İnegöl ve Dörtyol olaylarının hiç de dışarıdan gözüktüğü gibi olmadığını açıkladı.
Biraz sabredin... Daha neler çıkacak ortaya, neler!
Nereden mi biliyorum?
Benim "postal civelekleri" gibi haber getiren, "masamın üstüne dosya bırakan" minik kuşlarım yok.
Ama şunları görünce gerisi geliyor:
Kontrol ettikleri medyanın kapasitesi gerçekleri saklamaya yetmiyor.
Bugün Türkiye vesayetten kurtularak demokratikleşme yönünde ilerliyorsa, onların sayesinde oluyor.
Onlar "kara" değil, "beyaz kuvvetler."
İşte bu faktörleri alt alta koyup topladığınızda işin varacağı yer de ortaya çıkıyor: Bütün kirli çamaşırlar ortaya dökülecek. Biraz sabredin.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.