EMRE AKÖZ

13 Ağustos 2010, Cuma

Havuz başa beladır!

Popülist propaganda, siyasette sıkça kullanılan bir yöntemdir. Belli bir dozda olursa neyse de... Ya kör gözüne parmağım biçiminde yapılırsa?
Bu konuda ipin ucunu kaçıranlara çok kızıyorum.
Mart 2009'daki yerel seçimler öncesi, Saadet Partisi'nden İstanbul Belediye Başkanlığı'na adaylığını koyan Mehmet Bekâroğlu'nun yaptığını unutamam...
Hani soğuk kış gününde, durakta bekleyen başörtülü kadının önünden cipiyle geçen türbanlıdan söz etmişti.
Haa, madem 'İslami solculuk' yapacaksın, o zaman Versace ve Mercedes meraklısı Erbakan Ailesi ile bağları koparacaksın.
Bir yandan Erbakan Hoca partinin manevi lideri olarak konuşacak, öte yandan sen aynı partide yeşil solculuk yapacaksın. Olmaz!

***
Gelim Kılıçdaroğlu'na...
Ona iki kere kızgınım.
1) İlki 'havuzlu villa' konusunda...
Bu ülkede on binlerce havuzlu ikametgâh bulunuyor. Kimisinde havuz ortak, bazı evlerin kendi havuzu var.
Bizde havuz 'yüksek statü simgesi' olarak görüldüğü için son yıllarda müteahhitler kâr oranını artırmak için havuz yapıyorlar.
Ev almak isteyenler de, matah bir şey sanarak havuzlusunu tercih edebiliyor.
Halbuki havuz başa beladır!
Çünkü yılın ancak belli bir döneminde (Haziran-Eylül) kullanılır.
Çabucak kirlendiğinden havuzu sürekli temizlemek gerekir.
Yarattığı ekstra zahmet ve maliyet yüzünden Batı'da havuzlu evlerin piyasası, havuzsuzdan düşüktür.
Bu bakımdan ortak havuz biraz daha avantajlıdır. Maliyet site sakinlerince bölüşülür.
Ama orada da ikide bir kullanan- kullanmayan çekişmesi yaşanır. ("Senin oğlan dün havuza işedi" diye başlayan çıngarlar da cabası...)
Unutmadan: İstatistikler, havuzların çocuklar için silahlardan daha ölümcül olduğunu göstermiştir.
Yine de havuz, gelişen Türkiye'nin simgelerinden biridir. Kılıçdaroğlu'nun, Başbakan'a popülist tırmık atmak için bu simgeyi diline dolaması bence pek sevimsizdi.
Önce buna kızdım.
***
2)
Ama şimdi öğreniyoruz ki Kılıçdaroğlu'nun da havuzlu bir villası varmış.
Bu kadar da pes artık!
İnsan biraz tutarlı olur.
Madem Erdoğan'ın havuzunu diline doluyor, o zaman Kılıçdaroğlu'nun havuzunu ne yapmalı?
Suyunu mu içirmeli?
Not: Önceleri Kılıçdaroğlu'nun sempatik bir hali vardı. Ancak "Dersim" tartışmasında geri adım atmasından başlayarak, demokrasi, hukuk, ahlak konularında yanardöner olduğunu gözlüyor ve giderek soğuyorum.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.