EMRE AKÖZ
Kürt hareketinin Marksist analizi
Devrimci Sosyalist İşçi Partisi'nin 18 Mayıs çarşamba günü Taxim Hill Hotel'de başlayan "Marksizm Günleri" adlı paneller ve tartışmalar serisi yarın sona erecek.
İşlerim yüzünden dünyaca ünlü Marksist- Troçkist düşünür Alex Callinicos'un da yer alacağı etkinliği izleyemiyorum.
Eğer mümkün olsaydı özellikle iki panelde olmak isterdim: Kemalizm ve Kürt hareketiyle ilgili olanlar.
Kemalizm ile ilgili temel meselelerden biri şu:
Marksistlerin "küçük burjuva hareketi" denilen Kemalizm'in, bugün hâlâ İstanbul büyük sermayesi ile işbirliği yapabilmesi nasıl mümkün oluyor?
Bu soruya verilecek cevabın mutlaka "devlete" ("bürokrasiye") gönderme yapması gerekiyor.
Biliyorsunuz, Karl Marx, "Dünyanın bütün işçileri birleşin" demiş ve proletaryanın "milliyetsizliğine" vurgu yapmıştı.
Lenin ise işçilere, "ezilen halkları" da ekleyerek, Marx'ın ön kapıdan kovduğu milliyetçiliği, yine ön kapıdan içeri almıştır.
Bugün sol terminolojiyi kullanan PKKBDP hareketi, Marksist değil, Leninist'tir. Milliyetçi ("ulusalcı" diye okuyun) olabilmek için buna mecburdur.
Çünkü Leninistler, taktik icabı sadece ezilen halklardan söz etmekle yetinebilir. ("Ezilen halk haklıdır"; nokta!)
Halbuki Türkiye'deki Kürt hareketinin bugünkü halini Marksist açıdan ele aldığınızda, (faraza) şu tip konulara değinmeniz gerekir:
Bugün birçok Güneydoğu ilindeki devlet ihalelerine sadece Kürtlerin yönettiği sermaye girebilir. Batı illerinden gelecek bir "Türk" sermayedar, karşısında "belli bir miktar harç karşılığında kendi burjuvazisini kollayan" PKK militanlarını bulacaktır.
Öte yandan, Kürt sermayesinin İstanbul'da bir devlet ihalesine girememe nedeni, "etnik" sınırlamalar değil, mafya ilişkileridir.
Dediğim gibi: Bu tip sorulara cevap vermek için Leninist değil Marksist olmak gerekir.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.