EMRE AKÖZ
Kent ve yaşam: Eziyete dönüşen Antep Şenliği
Bu topraklarda belediyeciliğin ve emniyetçiliğin geçmişi yeni sayılmaz. İki kurum da Osmanlı döneminde başladığı için ciddi bir tecrübe birikimine sahip olmalı.
Ancak birçok olayda bunu görmüyoruz. Olmayacak şeyler yaşanıyor.
12'nci Gaziantep Yiyecekleri Şenliği, geçen cumartesi ve pazar günleri İstanbul Selamiçeşme'deki Özgürlük Parkı'nın hemen yanındaki sokakta yapıldı.
Önce şunu belirteyim: Ben bu tip etkinliklerden yanayım. Ülkemizin kültürel çeşitliliği büyük kentlerde tanıtılmalı ve yaşatılmalı.
Cumartesi işim vardı. Pazar günü, bir heves şenliğin yolunu tuttum. Alana vardığımda şenlikle değil, curcunayla karşılaştım:
Adım atmak imkânsızdı
Belediyecilerin semt pazarı için yaptıkları düzenlemeleri, şenlik için de yapmaları gerekmiyor mu?
Acılı türkülerle şenlik?
Yahu şenlikte bu tip parçaların ne işi var? Ayrıca "bangırdayan" müzikten kimin zevk aldığını merak ediyorum.
Önlem almak çok mu zor?
İstanbul'un dört bir yanından şenliğe gelen Antep kökenliler ve meraklılar, bilmediklerinden araçlarını gelişigüzel park edince oluşan sıkışıklık çevreye yayıldı ve sonuçta Bağdat Caddesi işlemez hale geldi.
Hani nerede trafik polisleri? Ben çevrede epey dolaştım: Bir tek trafik polisi bile görmedim. Halbuki Kadıköy Trafik Denetleme Bölge Müdürlüğü üç yüz metre ötede...
Belediye, "Şenlik olacak" diye haber vermese bile sorun gözler önünde. Üstelik şenliğin ikinci günü... Önemli olan trafik sıkıştıktan sonra gelip açmak değil, insanların akın edeceğin tahmin ederek tedbir almak değil mi?
Bugün basit, tali bir olay anlattım. Ancak biricik olduğunu sanmıyorum. Eminim bu karmaşa, kentlerin diğer semtlerinde de yaşanıyordur.
Tekrar sorayım: Yüz yılı çoktan aşan belediyecilik ve emniyetçilik deneyiminden sonra niye hâlâ böyle oluyor?
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.