İdris Kardaş

İdris Kardaş

26 Haziran 2018, Salı

Çıkarın şu VR gözlüklerinizi artık

VR gözlükleri hayatımıza yeni giren bir teknoloji. Telefonu taktığınız bir gözlük sizi gerçek dünyadan koparıyor ve sanal bir gerçeklik içine çekiyor. VR – Türkçe'ye "Sanal Gerçeklik" olarak çevrilmiş. Sanal dediğimizde, var olmayan ancak var olduğu kabul edilen şeylerden bahsetmiş oluyoruz. Bakmayın içinde gerçeklik ifadesinin geçmesine. Gerçeklikle bağınızı koparıyor bu gözlükler. Sanal dediğimiz sözcük zaten sanmak fiilinden geliyor. Gözlüğü taktığımızda öyle sanıyoruz, yani gerçeklikle ilgisi yok. Evinizin salonunda yürürken ikinci dünya savaşı döneminin Berlin sokaklarında geziyormuş gibi oluyorsunuz rahatlıkla. Üzerinde yürüdüğünüz halıda mayınlar, televizyonunuzun olduğu tv ünitesinin yerinde Nazilerin siperleri olduğunu görüyorsunuz. Sizi sanal bir görüntüye inandırıyor bu teknoloji. Çoğunuz teknoloji marketlerinde, akıllı telefon satan mağazalarda denemişsinizdir.

Ancak bizler bu sanal gerçeklik mevzusu ile yeni tanışmış değiliz aslında. Türkiye'de sanal bir dünya içinde yaşayan, sanki gözlerinde VR gözlükleri olan, kendilerini muhalif olarak tanımlayan bir kesimle birlikte yaşıyoruz uzun zamandır. Bu kesim Türkiye'nin diktatörlükle yönetildiğini, alkol almak isteyenlere neredeyse işkence yapıldığını, kadın ve erkeklerin lokantalarda dahi ayrı oturtulduğunu düşünüyorlar. Örnekler o kadar çok ki. İnanamazsanız yazsam. Bu kesimlerin seçim zamanı yazdıklarına ve yürekten inandıklarına bir bakın mesela.

"Bir arkadaşın kayınpederi oy kullanmış ama sonra bakmış mühür uçup gitmiş. Uçucu mühür kullanmışlar. Herkesi uyarın." diyen Ruhat Mengi'nin iddiası milyonlarca insanı etkileyebildi. Kadri Gürsel'in bu konuyu CHP yönetimine sorması ise işin vehametini ortaya koyması bakımından önemliydi. Bu insanlar ana akım medyada yazılar yazdılar ve yazmaya da devam ediyorlar yıllardır.

Bir de seçim sonuçları açıklandıktan sonra gelen iddialardan bazılarına bakalım. "Muharrem İnce tehdit edilmiş ve kaçırılmış. Eşi kaçırılmış. Fox tv'yi askerler basmış. Muharrem İnce saraya götürülmüş. YSK üyeleri istifa ettirilmiş. Ak Partili insanlar sokaklarda hazır bekliyorlarmış."

Muharrem İnce basın açıklaması yaparken de devam etti bu saçmalıklar. "Eline verilen kağıdı zorla okuyormuş. Tehdit altında olmasa sokağa çıkın çağrısı yapacakmış. Orada bulunan Muharrem İnce değilmiş."

Gerçeklikle bağı bu kadar kopartılan kesim sadece birkaç kişiden ibaret olsa sorun yoktu. Ancak gelin görün ki durum vahim. CHP'nin güçlü olduğu mahallelerde ve şehirlerde insanlar sokaklara çıkmış bu söylentileri tekrar edip videolar çekiyorlardı sosyal medyada paylaşmak için. Binlerce insan bu haldeydi.

Ayrıca bu durum sadece seçim gecesi yaşanan bir durum da değil. Gezi zamanından beri hep böyleler. Hepsi birer VR gözlüğüyle yaşıyorlar. Gerçek dünyanın benzerini, yani simüle edilmiş halini kendi söyledikleri yalanlarla doldurup onu gerçekmiş gibi yaşıyorlar.

Muharrem İnce yaptığı basın toplantısında bu kesimi şizofren ilan etti hatırlarsanız. İşte bence bu çok değerli bir çıkış. Partisinden daha fazla oy alabilen CHP Cumhurbaşkanı adayının, kendi seçmenlerini ve üyelerini gerçekliğe davet edişidir bu çıkış. Bunu bir ilk adım olarak görmek gerekiyor. 10 milyon oyu kim nasıl çalabilir diyerek sokağa çıkmak isteyen ve bu sonuçlara inanmak istemeyen seçmenlerini gerçekliğe vurgu yaparak sarsıyor Muharrem İnce.

Bu seçim gecesi CHP'li yöneticilerin "Sonuçlarımız YSK sonuçlarıyla örtüşüyor, hırsızlık oy çalma yok evlerinize gidebilirsiniz teşekkür ediyoruz" mesajının ve sonraki gün Muharrem İnce'nin "şizofren misiniz" çıkışının ardından bu insanların artık VR gözlüklerini çıkaracaklarını düşünüyorum. O gece bir şok yaşadılar. Ancak bu şok seçimin sonucu ile ilgili değildi. Bu şok, gerçeklikle yeniden tanışmalarının bir sonucuydu.

Ancak aynı şeyi Kemal Kılıçdaroğlu için söyleyemeyeceğim maalesef. Aldığı onlarca yenilginin bir devamı olan bu seçimden ancak iki gün sonra kamuoyunun karşısına çıkabilen Kılıçdaroğlu, kaybedeni AK Parti ve Erdoğan olarak açıkladı. Sonuçlar ortada. Manipüle edilecek bir durum yok. Halk kararını vermiş ve Erdoğan'ı ilk turda Cumhurbaşkanı seçmiş. Ancak Kılıçdaroğlu kendi yenilgisini, partisi ile Muharrem İnce arasındaki farkı tartışma konusu bile yapmıyor. Onun gerçekliği bu değil çünkü. Kılıçdaroğlu hala VR gözlükleri ile devam etmek istiyor. Konuşmalarıyla, yaptığı açıklamalarıyla kendi seçmenine zorla VR gözlüğü taktıran ve onları gerçeklikten koparan bir siyasetçi olarak bunu devam ettirmek istiyor. Zira bu strateji onu koltuğunda tutuyor. Ancak Muharrem İnce bu açıdan onu zorlayacak gibi görünüyor. 81 ili gezeceğim diye açıklama yaptı Kılıçdaroğlu'nun basın açıklamasından hemen sonra. Gerçek dünya ile gerçek Türkiye ile bağ kuracağım diyor yani İnce. Tıpkı seçimden sonra gerçek olana yaptığı vurgu gibi.

O kişi Muharrem İnce mi olur başkası mı olur bilemem ancak, CHP'nin gerçeklikle bağı olan bir lidere kavuşması hem demokrasimiz açısından hem CHP seçmeninin akıl sağlığı açısından hem de siyasetimiz açısından faydalı olur diye düşünüyorum.

SON DAKİKA