Selahattin Yusuf

03 Aralık 2012, Pazartesi

Vurun vahşiye!

"The Sun" gibi bulvar gazeteleri, baldır bacak keşmekeşinin, telaşının arasında vakit bulup siyasi konulara da el atıyorlar zaman zaman. Kaddafi için mesela "Kuduz Köpek" yakıştırmasını yapmış bu paçavra taslağı. Hoş, başbakanları da hemen hemen aynı kelimelerle savundu askeri harekâtını. Sarkozy isimli sayko-yaratık da öyle. Çocukça bahaneler uydurup giriştikleri cinayetlerin daha ilk saatlerinde, tarihi davranışlarına geri döndüler. İnsan değil, birer davranış biçimi olduklarını çabucak ispatladılar: Mütekebbir, hoyrat, kaba ve aşağılamaya güdümlü bir davranış. Bir pilotları, düşen uçağından atlayıp kurtuluyor ve kendisine doğru yardım etmek üzere koşmakta olanların niyetinden şüphelendiği için yardım istiyor. Ve yardım birkaç dakika sonra geliyor: Masum, yardımsever siviller, üzerlerine boca edilen yüzlerce kilo bombayla kumlara gömülüyor. Yani "Her ihtimale karşı" vuruluyorlar. Ama bu hareketi bizler tanıyoruz artık. Bu rutin zaten. Tıpkı "Şer koalisyonu"nun başka "kanı ucuz" ülkelerdeki faaliyetleri gibi. Çünkü insan değil, bir davranıştırlar...

Çünkü… Batılı devletler eski çağlarda zenginliklerini Afrikalı ve Amerikalı kanı dökerek tahkim ediyorlardı. Şimdilerde değişen bir şey yok. Yöntem hemen hemen hiç değişmedi. Şimdi de iç politikadaki güçlerini tahkim etmek için sefer düzenliyorlar "öte dünyalara". Bir ülkeyi, bir milleti kolayca aşağılayabiliyorlar bunun için. Yerin dibine geçiriyorlar. Ama Kaddafi şimdi mi "vahşi" oldu dersiniz? Yoo. O vahşilerin torunu. Afrikalılar'ın "vahşi" oldukları geleneksel gerçeği(!) nereye dayanır? Birçok kez yazdım. Yine yazacağım: 18. yüzyılda Manchester'da fabrika bacalarının tütmeye başladığı yıllara dayanır. Fabrikaların hammadde yutmaya başladığı yıllara dayanır. O hammadde kalemlerinin, yeraltı kaynaklarının Afrika'da bulunduğunun ortaya çıktığı yıllara dayanır!

Çok güzel bir fıkra vardır. Üzeri süzme silahlarla dolu bir Beyaz bir gün bir Afrikalı'nın karşısına dikilir. "Var mı sende bunlardan?" diye sorar, aşağılar bir tavırla. Afrikalı mahcup, mukabele eder: "Nerdee efendimiz, bizler zavallı vahşileriz!"

"Zavallı vahşi" yakın tarihte gözlerimizin önünde bir kez daha "vahşi" ilan edilmişti hatırlarsanız. Lockerbie kazasından hemen sonra. Ne zaman ki eşşek yüküyle milyar dolarları tazminat olarak kopardılar ondan, o zaman "insan" olduğuna karar verdiler. Hem de saygın bir insan olduğuna. O kadar ki, saraylarında ağırladılar onu. Elini öptüler. Ama devran döndü. Parsanın çoğunu, hiçbir zaman "Çekirdek Avrupa'dan" kabul edilmemiş, "Anglo-Sakson egemen" Avrupa'nın hep periferisinde kalmış eski sömürgeci İtalya toplamaya başladı, o zaman tekrar harekete geçtiler. Sayko-zi Fransa'sı atıldı hemen! "Kuduz köpek"in açığını yakalamıştı. Libya petrolü dünyanın en ucuz petrolüydü. En kalitelisiydi. Zaaf hazır, bahane şıktı: Atıldılar ve üç kuruşluk zekâlar tarafından yönetilen gazeteleriyle başbakanları, Kaddafi'nin hangi canlı türüne ait olduğu konusunda, öyle derinlikli zoolojik araştırmalara bel bağlamaya gerek duymadan ağız birliği ettiler. Düşmüş ahlâkları, zekâlarını da kütleştiriverdi. Gönüllü cehaletin semeresi ağızlarını sulandırmaya başladı. Kan kokusu almış köpek balıklarına dönüverdiler hemen. Kaddafi'nin ne vahşiliği kaldı, ne gaddarlığı kaldı, ne de caniliği kaldı.

Bu köşeye göz atanlar, iki sayı önce Kaddafi için yazdığım ağır eleştiriyi de hatırlayacaklardır. Onun bir ego mağduru olduğunu söylemeye getirmiş, elimden geldiğince bağırıp çağırmıştım. Ama hep böyle oluyor. Batı'nın, biz safdilleri her defasında sükût-u hayale uğratan barbarlığı, eleştiri imkânını her defasında berhava ediyor. Kendi aptallarımızı eleştirmek bize nasip olmuyor bir türlü. En canilerimizin bile Batılılar karşısında birdenbire birer masuma dönüştüğünü göre göre öleceğiz. Bizim tarihimiz böyle böyle ilerliyor maalesef. Bizim içinde bulunduğumuz coğrafyanın en zor tarafı bu bana kalırsa.

31/03/11

SON DAKİKA