Etyen Mahçupyan
Bir cinayet ve ilkel muhalefet
Seçimlere sadece iki ay kalmışken, bir ay sonra 1 Mayıs gösterilerini ve sonrasında Gezi'nin yıldönümünü kutlamaya hazırlanan bir muhalefet cephesi için her şey epeyce rasyonel gözüküyor. Ama bu rasyonellik aynı zamanda epeyce hastalıklı bir ruh haline gönderme yapmakta. Siyaset uğruna insan öldürmeyi mübah ve meşru sayan bir anlayışın, kendisini modern, ilerici, aydınlanmış ve Batılı gören iyi eğitimli insanları esir alabildiğini görmek gerçekten hüzün verici. Bir buçuk yıl içinde AKP'nin üçüncü kritik seçimi de aynı oranla kazanacağını görmek, muhalefeti paralize etmiş gözüküyor. Siyasi alternatif üretemeyen ve bütün beklentisini AKP'nin bölünmesi üzerine kuran bir yaklaşımın ne denli patetik olduğunu anlatmak gerekmiyor.
Savcının iki terörist tarafından öldürülmesi aslında muhalefetin silkinmesi için bir fırsat olabilirdi. Türkiye'ye bir bütün olarak hitap etme şansını kullanabilirlerdi. Üstelik son birkaç ay içinde AKP içinde yaşanan ve dışa vurulan üslup farklılıkları da iktidarın oyunu yıpratma potansiyeli taşımaktaydı. Ama muhalefet açık bir siyasi basiretsizlik sergileyerek AKP'nin hala tek anlamlı alternatif olduğunu kanıtladı. Sol terörizme kategorik olarak karşı olan milliyetçi sağ MHP'nin lideri bile Savcı Kiraz'ın cenazesine gelmedi. Aynı şekilde Kılıçdaroğlu da cenazede yer almadı ve ayrıca cinayeti kınamayı bile beceremedi. Barış için siyaset yapan, Türkiyelileşmek istediğini söyleyen HDP'nin sözcüleri ise terörist eyleme sahip çıktılar ve katillerle bir masum insanın ölümünü eşitlediler.
Şimdi laik kesimde bu cinayetin AKP'ye yaradığı konuşuluyor. Aslında bu iç tartışmayı muhalefetin akılsızlığının ve insani değerlerden yoksunluğunun bir itirafı olarak okumak lazım. Çünkü AKP'nin oyu artmaktaysa, bunun nedeni cinayetin kendisi değil. Sonrasında AKP ile muhalefet arasındaki insani duruş farkı. Türkiye halkının çoğunluğu henüz sağduyusunu koruyor ve masum bir insanın katledilmesini siyaseten araçsallaştırmak isteyen bakışı mahkûm ediyor. İktidarın bazı politikaları veya söylemlerinden rahatsız olanlar bile, bu cinayet karşısında basit insani tepkiyi gösteremeyen bir muhalefete herhalde saygı duymayacaktır.
Türkiye'nin gerçekten de yenileşmeye ihtiyacı var. Ama sadece yeni bir anayasaya ve siyasi sisteme değil… Öteki ile birlikte yaşamayı, haklarına razı olmayı, imtiyaz peşinde koşmamayı içine sindirmeye ihtiyacı var. Ve burada asıl yenilenmesi gereken dindarlar değil, laik kesim…
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.