Ragıp Soylu

13 Eylül 2013, Cuma

"Zulüm 1453'te başladı"

Malum günlerdir başta İstanbul'un Kadıköy bölgesi olmak üzere birkaç şehirde eylemler devam ediyor. ODTÜ'deki yol inşaatının başlattığı söylenen gösteriler Suriye müdahalesine karşı olan grupların katılımıyla Hatay'a taşındı ve burada bir genç nasıl olduğu hala gizemini koruyan bir şekilde hayatını kaybetti.

Benim gibi, Fenerbahçe'nin şampiyonluğu yitirmesinin ardından Kadıköy'ü yakıp yıkan taraftarların varlığını hatırlayanlar için o bölgede gerçekleşen vandalizm ve güya "mahellemizi" koruyoruz çiğliği arkasına gizli molotof kokteyli soslu "barışçıl" gösteriler çok da anormal değil. Fakat bugün ortaya çıkan bir kare çoğu kişide bir şaşkınlık da yarattı. Kadıköy'de çekildiği belirtilen fotoğrafta şöyle yazıyor: "Zulüm 1453'te başladı."



Görünce zulmü İstanbul'un fethine kadar geri götüren bir tarihsel algıyla karşı karşıya kaldığınızı anlıyorsunuz. Bu tarih İstanbul'un "Türkleşmesinden" çok, "İslamlaşmasına" daha da ötesi "Osmanlılaşmasına" tekabül eder. Yine bu her yanından lümpence olduğu belli olan slogana göre 1453 öncesinde bu şehirde zulüm yok sanırsınız. Halbuki kazın ayağı hiç de öyle değil.

Zulümün hasını arıyorsanız....

Dünya tarihinin en kanlı ayaklanmasının İstanbul'da çıktığını biliyor muydunuz? Aklınızdan Haziran'daki Gezi İsyanı'nını geçiriyorsanız yanılıyorsunuz. Çünkü bu olay 532 yılında gerçekleşti. Sonucunda 30 binden fazla kişi hayatını kaybetti. Yakından bakalım.

Doğu Roma'nın başkentliğini yapan Konstantinopolis'te o yıllarda 1. Jüstinyen hüküm sürüyordu. Kanunları yeniden düzenlemesi, imar faaliyetleri ve imparatorluğu Kuzey Afrika'dan Cebeli Tarık kıyılarına kadar taşımasıyla bilinen Büyük Jüstinyen...

Etkisi o denli büyüktü ki 3 nesil önce vandallara yitirilen ve İmparatorluğun ana vatanı olan Roma ve İtalya'yı da tekrar egemenliği altına almayı başarmıştı. Trakyalı fakir bir ailenin çocuğu olan bu İmparator tarihin cilvesi sonucunda göreve gelmişti. Yani halktan biriydi.

Nasıl ki Roma'nın Kolezyum'u var, Nova Roma'nın yani Konstantinopolis'in de "Hipodrom"u vardı. Hipodrom yüzbinlerce kişiye ev sahipliği yapan şehrin merkezi ve eğlence kaynağıydı. Hipodrom şehir hayatında o denli önemliydi ki Senato dışında halkın taleplerini dile getirdiği bir yer olarak görülüyordu. Halk takip ettiği atlı savaş arabalarının renklerine göre, bugünkü Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray gibi takımlara bölünmüştü. Maviler ve Yeşiller en güçlü iki takımdı ve Jüstinyen de "Mavi"yi tutmasıyla bilinirdi. Gel görelim ki bu Mavi ve Yeşiller'e üye işsiz gençler şehirde asayişi bozuyor, kadınlara tecavüz ediyor, zamanın esnafını gece yarıları kaçırıp soyuyordu. Jüstinyen sert bir kanun adamı olarak biliniyordu ve bunlara göz açtırmamaya kararlıydı. Kısa sürede şehir valisi aracılığıyla tüm bunları yakalatıp astırmaya başladı. Batı'daki savaşlar nedeniyle yükselttiği vergilerle de bu grupların ağa babalarının canını sıktı.

İstanbul takımları birleşti: Nika! (Kazan)

Ünlü Amerikalı tarihçi Harold Lamb'ın "Theodora and the Emperor" adlı kitabından öğreniyoruz ki, isyan Hipodrom'da düzenlenen bir yarış sırasında aniden gelişti. Şehir yöneticilerinin görevden alınmasını isteyen Mavi ve Yeşiller muhafızlara saldırdı ve sokak savaşı başladı. Jüstinyen Hipodrom'un hemen yanında bulunan sarayından çatışmaları tüm gece izledi. Ertesi gün isyanın liderlerinden yedisi asılmak üzere hazırlandı. Fakat ikisi ipin kopması nedeniyle kurtularak bir kiliseye sığındı. Bu kişilerden biri Mavi diğeri ise Yeşil takımdandı. Ertesi gün yarışlara devam edilmesi kararını veren Jüstinyen büyük bir hataya imza atmıştı. Kalabalık bu iki kişinin serbest bırakılmasını istedi. Sessiz kalan İmparator kalabalığa cesaret verdi ve isyan dalgası yeniden başladı. Kalabalıklar önce şehir meydanını yağmaladı ve yaktı. Alevler Ayasofya'yı da kapladı. Daha sonra yağmalama şehrin yarısını etkisi altına aldı. İmparatorluk muhafızları sadece sarayı çember altına almışlardı ve buraya da saldırılar sürüyordu. Ayaklanmanın ismi tam da bu sırada çıktı: Nika! (Kazan, fethet!)

5 gün süren kuşatmanın ardından İmparator kalabalıklar karşısında dize gelerek şehir yöneticilerini ve Hazinedar'ını görevden aldığını açıkladı. Fakat kitle bundan tatmin olmadı. Hipodrom'da İmparatoruyla yeniden yüzyüze gelen halk kendisine küfretmeye başladı ve onun otoritesini tanımadıklarını belirtti. Jüstinyen sarayına geri döndü ve Makedonya'ya kaçma planları yapmaya başladı. Fakat eşi güçlü Theodora (ki kendisi de halkın alt katmanlarından gelen bir oyuncuydu) kaçmayı reddetti ve "İmparatorluk eflatunlarını giyen ben, bunu ölmeden çıkarmam" diyerek kocasına meydan okudu.

Kalabalık bu sırada önceki İmparatorun yeğeni olan Hypatius'u yeni İmparator ilan etti. Bu Jüstinyen'in için bardağı taşıran son damla oldu. Ünlü komutan Belisarius önderliğindeki 2 bin kişi tüm bu karışıklık içerisinde Hipodram'a girerek burada yeni İmparatorlarını kutlayan 30 bin kişiyi saatler süren mücadele sonunda katletti.

Otoritesini yeniden kazanan Jüstinyen kendisine destek vermeyen Senato'nun tüm yetkilerini kısıtlayarak, şehre işi olmayanların girişi çıkışını yasaklayarak yok olan şehri sonraki 5 yıl boyunca yeniden inşa etti. Bugünkü Ayasofya'nın o muhteşem kubbesi de bu inşa faaliyetlerinin bir sonucudur...

Kıssadan hisse, 1453 öncesi de çok adil değildi gençler. Bana Türkiye Cumhuriyeti idaresi daha adil gibi geldi...



@ragipsoylu

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.