YÜKSEL AYTUĞ

26 Nisan 2004, Pazartesi

Yarışma kazanmak için 3 M taktiği

AKADEMİ Türkiye'de geçtiğimiz cuma akşamı önemli bir "sürpriz" yaşandı. Çoğunluk, Deha'nın kalacağını sanırken, yoluna devam eden Mücahit oldu. Aslında Türk halkının genel eğilimlerini göz önüne aldığımızda bunun "sürprizle" pek ilgisi olmadığı gerçeği ortaya çıkıyor. Zira daha önce de pek çok benzeri yarışmada olduğu gibi oy kullananlar kulaklarının algıladığını ya da beyinlerinden gelen sinyali değil, "yüreklerini" dinleyerek cep telefonuna sarılıyorlar. Biz Akademi Türkiye'nin kalitesi ve farklı sunumuyla bu gerçeği değiştirebileceğini umuyorduk. Ama yanıldık. Türkiye'de siyasi, ekonomik ya da sanatsal bir yarışmayı kazanmanın yolu "3 M" taktiğinden geçiyor. Peki nedir bu 3 M? MAĞDUR, MAZLUM ve MAĞRUR... İşte "Yıkılmadım, ayaktayım" diye çığlık atan Mücahit'i iki haftadır başarıya götüren de mağdur, mazlum ve mağrur olmasıdır. Bundan sonra Mücahit'in yanına oturan adayların işi çok zor. Çünkü Mücahit, yarışmanın "giyotini" oldu. Öyle tahmin ediyorum ki, yanındaki koltuklardan "kelle almaya" bundan sonra da devam edecek. İşte yarışmanın son bölümünde "Bir saptamada bulunmak istiyorum" diye araya girmek istediğim ama zaman darlığından ifade şansı bulamadığım konu buydu. Bu arada "yarışmada başarılı olmak", kendi yeteneklerini ortaya koymak kadar, "rakiplerini etkisiz hale getirmeyi" de gerektiriyor. Bu anda da devreye "stratejiler" giriyor. Halk şimdilik "stratejiden" habersiz oy kullanıyor. Örneğin Barış'ın en yakın rakibi Timuçin ikili koltuğa oturduğunda, Barış fanatiklerinin "bu fırsatı nasıl olup da kullanmadıklarını" hala anlamış değilim. Sanırım bundan sonraki haftalarda yetenek kadar, taktikler ve gizli stratejiler de devreye girecek. Hazır söz yarışmadan açılmışken, cumartesi gecesi "üstüme kalan bir ihaleyi" de açıklığa kavuşturayım. Akademi Türkiye artık bir aile haline geldi. Bu nedenle benim Elçin'e yönelen hayranlık dolu bakışlarım, "kızkardeşinin sahnedeki başarısıyla gururlanan bir ağabeyin" bakışlarından daha öte bir anlam içermiyordu. Tek şanssızlığım ise usta bir yönetmen ile bir "televizyon sihirbazı" olan Reha Muhtar'ın arasında kalmış olmamdı...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.