HAŞMET BABAOĞLU

26 Aralık 2010, Pazar

Pazar notları: Sevinçle kardeş sevgiler!

20'li yaşlarımın başlarındayken yanımdan hiç ayırmadığım not defterimi buldum! Çınarcık Kestanelik'teki çay bahçesinde otururken şunu yazmışım defterime: "Çocukluk bitti, çocukça gençlik çağım da bitti. Bildiğim şu ki, hiç çalışmadığım bir ders, yaşam! Şu küçük çay bahçesindeki, biraz ilerde deniz kıyısındaki ve yarın döneceğim şehirdeki her şey tembelliğimi yüzüme vuruyor..." Düşünüyorum da, bu satırların üzerinden onlarca yıl geçti fakat tembellik berdevam!

***

20'li yaşlarımın sonlarındayken düştüğüm birkaç not ise bir defterden kopartılıp kitap arasına sıkıştırılmış çizgili sayfalarda karşıma çıktı. (Gümüşlük'teki bakkaldan alırdım sayfaları hafifçe sarı renkli, kalın çizgili o defterleri.) "Sevilmek... Sevemedim gitti bu duyguyu; kaçacak yer bırakmıyor" diye yazmışım. Sonra bir de şu: "Lale ve Nilgün insana yakışanın denize girmek değil, denize bakmak olduğunu söylediler. Ben kararsızım; bazen denizden çıkmak istemiyorum, bazen de bütün gün ona karşıdan bakmak..." Buradaki Lale, Lale Müldür olmalı! Bodrum yazları... Hayatımın "tarih öncesi!"
***
Çağınüzerinde durmaktan kaçınılan en sert fakat en sıradan çelişkisi çocuk sahibi olmak konusu... Günümüzde çiftler tam olarak itiraf edemeseler de, çocuk değil, bebek istiyor! Merak ve heyecan uyandırıcı; çifti oyalayacak, birbirine bağlayacak capcanlı oyuncaklar olarak bebekler!.. Konuşmalarına bakın anlarsınız; güzel oyuncaklardan bahseder gibiler. Ama kaçış yok! Bu çok sevimli "orijinal bebekler" hızla büyüyor. İşler karışıyor. Hayallerle gerçekler çatışmaya başlıyor.
***

Endişe, korku ve hırs, geçinemediğimiz ama bir türlü de kopamadığımız kardeşlerimiz; neşe ve huzur platonik aşklarımız.
***

Aşk, vahşidir. İlişkiye yabancıdır. Çoğu zaman asosyaldir. O yüzden işte, bazı ilişkiler aşka kurban giderler!
***
Şimdi hediye alma, hediye verme dönemi... Hediye güzel fakat tehlikeli bir şeydir. Yok! Uygun hediye bulmak konusundan söz etmiyorum. Başka bir şey, kastettiğim... Hatırlarım, tanıdığım bir kadın şöyle yakınırdı erkek arkadaşından: "Hediye vermiyor, ayaklarıma zincir takıyor sanki!"
***

Erkeğin sürekli ve genellikle sürprizli biçimde hediye almasını bazı psikanalistler "sevgide erken boşalma" olarak yorumlarlar bunu. Haince bir yaklaşım mı? Belki ama incelikli!
***

Kabullenmesi zor ama bizi ayakta tutan sevgilerimiz değil, sevinçlerimizdir! Ve ne kadar azdırlar. (Başka bir sevgi olmalı, acıyla değil, sevinçle kardeş bir sevgi!)

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.