HAŞMET BABAOĞLU

10 Şubat 2011, Perşembe

Çiçekler ve erkekler

Sevgililer Günü yine gelip çattı ya... İçimden gülüyorum. Politika ve iş güç dışında kalan konuları "çiçek böcek edebiyatı" diyerek horlayan...
Önünden geçtiği çiçeklere bir an bile dönüp bakmayan...
Kendi bahçesini bahçıvanın ellerine teslim edip bir daha hiç ilgilenmeyen...
Ne çok adam...
O gün sevgilisine çiçek gönderecek!
Baksanıza, sırf Sevgililer Günü için yabancı ülkelere 40 milyon dal çiçek gönderilmiş. Ayrıca biz de hatırı sayılır miktarda tropikal özellikte çiçek ithal etmişiz.

***
Yok, Sevgililer Günü konusu açmayacağım!
İsteyen kutlasın ama benim aklım "şimdi sevgili olduk, restoranları doldurduk" tarzı aşka meşke ermiyor.
Sözünü edeceğim şey, çiçeklerle ilişkimiz.
Farkında mısınız, bilmem.
Çiçekleri tanımıyoruz artık!
Hani gül ve lale olmasa halimiz harap! Kadınlar bile vazoya taze çiçek koymak için her çiçekçiye uğrayışlarında adlarını yeni baştan öğreniyorlar. Çiçekler solduğunda adları da zihinlerden uçup gitmiş oluyor.
Oysa büyükannelerimizi, büyükbabalarımızı düşünün...
Bir bir ve büyük bir zevkle sayarlardı çiçek adlarını! Sanki tam o sırada kokluyormuş gibi söz ederlerdi.
Hayatın bir parçasıydı çünkü bitkiler, çiçekler, böcekler.
Gündelik fakat asla sıradan olmayan bir parçası.
***
Hele erkekler!
Erkeklerin çiçeklerle kurduğu ilişkiler!..
Ömrü boyunca çiçeğe böceğe hiç bakmamış pek sert, pek hoyrat erkeklerin "içeri" düşünce havalandırma penceresinin önündeki menekşeye sevgili muamelesi yapmaya başlamaları mesela...
Belki ancak şiire, türküye tercüme edilebilir türden mahrem bir derinlik taşır o ilişki!
Bir de emekli olunca "artık çiçeklerle uğraşma vakti geldi" deyip küçük salonunun bir köşesini botanik parkına çeviren erkekler vardır.
Daha önce de yazmıştım galiba... Çiçeklerin dile geldiğini ve o emeklilere şöyle bir şarkı söylediklerini hayal ederim hep: "İçinde uyanan eski bir arzu/ dedi ki yıllardır aradığım bu/ şimdi soruyorum büküp boynumu/ daha önceleri neredeydiniz?"
***

Bana gelince...
Mahalleden bir kızı...
Ona hiç belli etmeden, adını bile öğrenmeye yeltenmeden, hiç ama hiç onu rahatsız etmeden fakat kararlı biçimde sever gibi seviyorum çiçekleri!
Bazen ders gibi çalışıyorum. Şekillerini, türlerini, adlarını öğreniyorum.
Ama kalp bu! Malum, bilgiyle değil, ilgiyle arası hoştur! Uçup gidiverir bütün öğrendiklerin!
Yine de çocukken yara bere içindeki dizlerimin acısını teyzemin bahçesindeki gülleri koklayarak dindirdiğimi ve delikanlılık çağımda bir ilkyaz akşamı çardak altında şarkılar söyleyen güzel kadınla hanımeli kokusunu özdeşleştirdiğimi hiç unutamıyorum.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.