HAŞMET BABAOĞLU

26 Mart 2011, Cumartesi

Bahar mevsimi ve gelip geçen zaman

Şubat ve martın ilk haftalarını dışarı çıkmak üzere son yazışmaların yapılmasını bekleyen bir tutuklu gibi geçirdim.
Bitsin bu iş, bir an önce dışarı çıkayım diye sabırsızlanarak...
"Dışarısı" dediğim de bildiğimiz bahar mevsimi işte!
Ha geldi ha gelecek derken...
Yağmur, kar, bütün kış görmediğimiz soğuklar bastırdı ya...
Bu kez de melankolik med-cezirler ve "ruh karıncalanması" dediğim bir hale yakalanmıştım.

***

Şükür, işte nihayet bahar!
Yol kenarında bir çay bahçesinin çardağında yazıyorum şimdi bu satırları.
Biraz aşağıda upuzun bir dere akıyor. Ağaçlar henüz yapraklanmamış. Ama kuşlar hayatlarından memnun, cıvıldaşıyorlar.
Garson "bir şey yer misiniz?" diyor.
"Neyiniz var?" diye soruyorum.
Yol boyunca insanı zorla vejetaryenliğe itecek kadar çok "kiloyla et", "satır köfte" tabelası görmüşüm! Köfte, pirzola diye saymaya başlamasından korkuyorum.
Gözleme diyor, otlu olabilirmiş!
İçimden "bu iyi haber" diye geçiriyorum. Otlu gözleme, günün iyi geçeceğine işaret olabilir!
***

Bir küçük köpek geliyor ayaklarımın dibine.
Çay bahçesininmiş!
Sevimli olduğundan ve benim de onu sevimli bulacağımdan öyle emin ki! Bu hali onu gerçekten sevimli kılıyor.
Gözlerimden anlıyor hissiyatımı, hemen kuyruğunu oynatmaya başlıyor.
Benim aklımda Ziya Osman Saba'nın dizeleri var. Tam hatırlayamıyorum ama şöyleydi sanırım: "Bu bahar güleceğiz en içten bir sevinçle/ Bir melek ordan bize uzatacak elini/ Beni bırakma kalbim, kalbim sen bana söyle/ Ümitlerin en güzelini."
***

Bir TIR yeri göğü sarsarak geçiyor.
Ortalık toz toprak oluyor. Umursamıyorum.
Çay, çaydan çok saman tadında. Olsun. Umursamıyorum.
Artık bahar nasılsa!
Son yıllarda çok lafını ediyorum, farkındayım ama daha kaç bahar göreceğim ki şunun şurasında...
Geçen hafta Philip Roth'un "Ölen Hayvan" adlı kısa romanını okudum. Hani o 2008'de sinemalarımızda oynayan Elegy adlı güzel ve hüzünlü filme uyarlanan romanı...
Roth romanın bir yerinde 70 yaşındaki kahramanını şöyle konuşturuyor. "Ne zaman gençlikten yaşlılığa geçersiniz? Zamanı ileri doğru saymaya başladığınız zaman. Gençler içinse zaman geçmişte olup bitenlerden ibarettir."


Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.