HAŞMET BABAOĞLU

24 Nisan 2011, Pazar

Pazar notları: Sadeleşme!

Ne kadar seversen sev, içindeki duyguları aktaramazsın. Ne kadar sevilirsen sev, ihtiyacından azdır. Ne kadar kovalarsan kovala, zamanı yakalayamazsın. En çok yoldayken anlarsın ki, aslında kendi içinde hep aynı yerde durmaktasın. Ve her başarı, asla başaramayacağın ne çok şey olduğunu anlatır. Yani... Hayat eksiktir, eksik kalacak!

***

Sadece hayatı değil, dünyayı da bir bardak olarak düşünün... Hayır konumuz, iyimserlik, kötümserlik meselesi değil! Bilgi ve bilgelik arasındaki fark. Bardağın dolu tarafını araştırarak bilgiye, boş tarafını sorgulayarak bilgeliğe doğru yol alırız.
***

"Kendimi ve yaşam biçimimi sadeleştirdim" diyor. Başarmış! Zafer duygusuyla söylüyor bunu! Gülümsüyorum. "Hırsın hâlâ yerli yerinde duruyor" diyorum; "o noktada bir sadeleşme yok!"
***

"Sadeleştim" diyor. Yeni yaşam tarzını bir de İngilizce ifade etmeyi tercih ediyor: "Simple life." Organik yiyip organik giyiyormuş. Eskisine göre daha az alışveriş yapıyormuş. Bir çiftliğe ortak olmuş; artık doğayla daha çok ilgileniyormuş. "Ne güzel!" diyorum. Yıllardır tanıyorum onu. Bana kalırsa tıpkı eskisi gibi. Zeki, duyarlı ama hep azıcık katı, hep içten içe kendisiyle kavgalı! Biraz takılmak geliyor içimden: "Peki hanlar, yatlar, katlar ne oldu?" Duruyorlarmış! Belli ki onları "sadeleştirme" yi düşünmüyor. Aklımdan geçenleri okuyor. "Abartmayalım şekerim" diyor. Doğru, Abartmayalım. Medyanın pompalayıp durduğu "sade yaşam" trendi de zaten lüksün yeni hallerinden biri!
***

Bir muhafazakâr bir liberali asla derinden anlayamaz. Çünkü muhafazakâr için liberallerin göklere çıkarttığı "birey" denilen şey (ünlü Katolik siyaset düşünürü Lamennais'in deyişiyle) "bir rüyanın gölgesinden başka ne olabilir ki!"
***

Hiçbir oğlan çocuk sınıfındaki "kırmızı ayakkabılı kızı" unutmaz! Yıllar geçer, gençlik, orta yaşlılık... Sevgililerin yüzleri bile zaman içinde bulanıklaşır, silinir gider. Ama o kızın imgesi bellekte hep aynı canlılıktadır.
***

"İçinden en çok neyi yazmak geliyor?" diye soruyorlar bazen. Hayır! Büyük konular değil derdim. Tümüyle ayrıntı gibi görünen duyguları kelimeler yoluyla elle tutulacak kadar canlı kılmak istiyorum. Sözgelimi yoldan gelip kendini ak pak çarşafların üzerine bırakıp uyuma halini... Pamuklu dokumanın temasını, odadaki ceviz konsolun kokusunu, hızla yaklaşan uykunun bana bir melek gibi gülümseyişindeki güzelliği anlatmak istiyorum. Bir köşe yazısında mı? Neden olmasın! Ah.. her seferinde normlar ağır basıyor ve elim klavyeye giderken vazgeçiyorum.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.