HAŞMET BABAOĞLU

28 Mayıs 2011, Cumartesi

Gezileri asıl güzel kılan eve dönüşlerdir

Haydi gelin uzatmayıp itiraf edelim...
Gezilerin en güzel yanı dönüşte gezi anılarını tek tek geri çağırmaktır!
Tabii bana soracak olursanız, fotoğraflarla başım pek hoş değil.
Fotoğraf çekmekle uğraşırken, "yaşamak" ıskalanıyor sanki!
Zaten artık gezilerden bana arta kalan görüntülerden çok tatlar, kokular ve sesler oluyor. Onlar mutlu ediyor beni.
Mesela şimdi, şu an...
Gözlerimi kapatıp o sabahı hatırlıyorum.
Uyanınca ilk iş olarak penceremin Büyük Kanal'a bakan demir panjurlarını açtığım ve tekrar yatağa uzanıp sesleri dinlemeye koyulduğum o eşsiz sabahı...
Vaporetto'lar tam karşıdaki iskeleye vura çarpa yanaşıyorlar. Bir su taksisi geçiyor hızla. Onun ardından ağır ağır ve homurdanarak çöp mavnası...
Erkenci turistlerin valiz tıkırtıları, martıların çığlıkları...
Aşağıdaki kafenin önünde garsonlar tatlı tatlı laflıyorlar. Taze kahvenin mis kokusu odama kadar yükseliyor.

***

"Tatil" denen şey hep varmış gibi geliyor günümüz insanına. Sanıyoruz ki, insanlar hep şehirden şehre, ülkeden ülkeye geziyordu.
Oysa "tatil, gezi, turizm" olguları yakın tarihte ortaya çıktılar.
Yolculuk ucu açık bir serüven veya hac olmaktan çıkıp planlı bir "gezi" haline dönüşeli çok olmadı. Batı tarihinde topu topu 200 yıllık bir maziye sahip.
Ama bir kez ortaya çıktıktan sonraki dönüşüm pek hızlı olmuş.
Mesela "gemide tatil" anlamında ilk Akdeniz turu 1844 yılında düzenlenmiş. Ama altı yıl sonra bu turlar öyle patlamış ki, ne savaşlar ne salgın hastalıklar önünü alamamış.
Düşünün...
1861 Paris Turizm Fuarı'nı milyonlarca insan ziyaret etmiş.
***

Neyse, lafı dağıtmayayım.
Gezilerin asıl keyfinin dönüşlerde saklı olduğundan söz etmiştim, değil mi?
Yani damakta akide şekeri eritir gibi başlayıp süren o "hatırlama" seanslarından...
Belki çoğumuzun "Japon" olması bu yüzdendir.
Hani neredeyse, kendimizi değil fotoğraf makinelerimizi gezdiriyoruz ya!
Çünkü gerçek şu ki, turistliğin en iyisinin bile hafif sersemce bir yanı var! Turist olmak biraz "sömürülen" biraz "sömüren" olmaktır ve hep yamuktur; eğretidir. (Turizmden, turistlikten bir ara uzun uzun konuşmalıyız!)
İçimden hep sorarım...
Sonunda eve dönmenin tatlı huzuru olmasaydı, evden uzaklaşmanın huzursuzluğu hoş serüvenlere dönüşebilir miydi?
Tatlar, sesler, kokular, imgeler geriye kalacak olmasaydı...
"Valiz topla valiz boşalt"lar falan çekilir miydi hiç?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.