HAŞMET BABAOĞLU

06 Aralık 2012, Perşembe

Muhafazakâr siyasetçilere bir öneri!

Halkı cahil ve her an kandırılmaya müsait bir kitle olarak görmek sadece "Halkçı"lara has bir siyasi hastalık değildir.
CHP aydınında "kendi halkına karşı oryantalizm" niteliği kazanan bu tutum muhafazakârlarda nispeten yerli fakat totaliter bir paranoya olarak varlığını sürdürür.
Onlara göre, halk haylaz bir çocuk gibidir. Ara sıra kulağını çekmez, ensesine şaplak patlatmaz, hatta kapıyı üstüne kilitlemezsen evden kaçar. Sonra dizini dövsen ne fayda!

***

Dün bazı gazetelerde biraz provokatif kokular da taşıyan "AK Parti milletvekili Maneviyat Bakanlığı istedi" haberleri vardı.
Sonra öğrendik ki, böyle bir söz edilmemiş.
Ama İstanbul milletvekili Oktay Saral'ın bir yasa teklifi hazırlığı içinde olduğu da doğruymuş.
"Toplumsal olarak her sahada ahlaki dejenerasyon yaşandığı" gerçeğinden hareketle özellikle görsel medyayı ahlakçı ve manevi esaslara göre yeniden düzenleyecek bir yasa olacakmış.
Neden? Çünkü "Türkiye kalkınıyor, büyüyor fakat halkın manevi durumu bu gelişmeye ayak uyduramıyor"muş.
***

Şaşırmadım.
Birçok siyasetçinin böyle düşündüğünü biliyorum.
Ne tuhaf! Muhafazakâr-milliyetçi için de, ilerlemeci solcu için de halkın durduğu yer aynı.
Siyaset ve iktisat hep dokunulmaz ve "içerde" kalıyor; halk ise hep "dışarıda", hep üşüyor, gelen giden ona vuruyor.
Muhafazakâr siyasetçi dostlara bir önerim var.
Ahlak ve maneviyat önemli konular. Zor sorulardan kaçarak bu konuları ele alamayız.
Bir gece mesela...
Yastığa kafayı koymadan şunu sorun kendi kendinize...
Kalkınma, büyüme dediğiniz ve göklere çıkarttığınız iktisadi-sosyal ilişkiler bütünü halkın maneviyatını ve ahlakını aşındırıyor olmasın sakın!
Tamam! Kriz ortamına rağmen ekonomik göstergeler iyi.
Ama meselemiz ahlaki ve manevi çöküntüyse...
Şu finans ve kredi düzeninde çökmeden, çürümeden ayakta kalmak için zorlanmayan bir aile var mı?
Bunu da içinizden sorgulayın hele!
Hatta yeni konut politikasının kaçınılmaz olarak hiç "muhafazakâr" olmayan bir yaşam tarzı empoze ettiği gerçeğiyle yüzleşebilecek misiniz? Öyleyse, neden?
Bunu da düşünün mesela...
Ondan sonra gelin...
Tv dizilerini, tarihi şahsiyetlerin gerçeğini, günümüz Türkiye'sinde çekirdek aileyi falan konuşup tartışalım.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.