HAŞMET BABAOĞLU
Pazar notları: Yorgunum!
Yeni ticaret derin bir aldatma ve aldanma ilişkisi üzerine kurulu:
"Müşterim ol, mutlu olacaksın!"
Muhafazakarlar şurada, liberaller burada, solcular ve ötekiler orada... Oysa gündelik hayatın iktisadı hepimizin elinden "hayat" denen şeyi çekip aldı. Hepimiz boğazımıza kadar borçlandırılmış, sosyal veya geleneksel medyayla sersemletilmiş ve kafayı güvenliğe takmış fakat hep güvensiz insanlardan oluşan global bir toplumsal yapının parçalarıyız. Şimdilik "hayatta kalma"ya çalışıyoruz ve bu çabanın bir "tarzı" olmasının hiçbir önemi yok!
Onca kavgaya değmez!
Bu ülkede "iyi okullar"da insanlara ne öğretildiğini yakın zamanda daha net anladım:
Sersemce bir "tamamlanmışlık" duygusu, ilkokul ezberlerine sadakat, beyaz kibir ve Batı karşısında ölümcül bir eziklikten ibaret Batıcılık!
Ama şunu net olarak biliyorum:
Belirgin bir "halsizlik" değil kastettiğim. Galiba anlatmaya çalışmaktan yorgunum. Hala bir şeylere yetişmeye mecburmuşum gibi yaşamaktan yorgunum.
Sürekli "kaçmak"tan ve her seferinde çarçabuk "yakalanmak"tan yorgunum.
Yine piyasaya çıktılar! İyi bir tatil geçirmek için "iyi" insan olanlar!.. Tatil köylerinin, otellerin, pansiyonların, sahil kasabalarının "tatlı", sevimli, nazik insanları!
Gören de onları hep böyle zarif, hep böyle mütebessim ve samimi sanır!
Yazmıştım; bir daha yazayım:
Günümüzde siyaset "duygusuzluk"tan çok çekiyor.
Özellikle de pişmanlık duygusunun olmayışından.
Büyük besteci cevaplarmış: "Kendi varoluşumdan emin olmaya ihtiyacım var." Bir bakış, küçücük bir tebessüm, tatlı bir sesin uyandırdığı çağrışımlar, soğuk bile olsa cesur bir dokunuş olmadan "var olabilmek" mümkün mü?
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.