HAŞMET BABAOĞLU

16 Kasım 2013, Cumartesi

Vah benim gençlik yıllarım!..

Mümtaz Soysal'ı biliyorduk, bilmesine de...
Kimlik sorununu "pasaportun var mı, yok mu?"ya indirgemesine...
Dersimlilere yapılan zulmü ve benzerlerini bir teferruat olarak görüp geçiştirecek kadar hissizleştiğine...
"Kemalizm tartışılamaz" deyip kestirip atışındaki aryan tonlamaya...
"Andımız çocukların güne iyi başlaması için bir ritüeldi" diyerek âlemi çocuk yerine koyuşuna...
Balçiçek İlter'in "Söz Sende" programında bir kez daha tanık olunca, fena oldum.
Gençlik yıllarıma yandım. Ülkenin kaybettiği zamana üzüldüm.

***

"Hocaların hocası"ydı Soysal!
O bir şey söyleyince hem akademide hem de Ankara'nın siyaset tepelerinde akan sular dururdu.
Şaka değil, özgürlük denince, demokrasi denince, ortanın solu denince, anayasa denince akla ilk o gelirdi.
12 Mart Darbesi sonucunda bir yıldan fazla Mamak Cezaevi'nde kalışını; 70'lerin prestijli kuruluşu Uluslararası Af Örgütü'nde yöneticilik yapışını, İnsan Hakları Ödülü alışını hatırlıyorum.
Hele Sevgi Soysal'ın "Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu"ndan Mümtaz Soysal'la evliliğe doğru yürüyüşünü hatırlıyorum da, dönemin edebiyat çevreleri nasıl çılgın bir heyecana sürüklenmişti.
***

Ancak işin gerçeği şu ki...
Mümtaz Soysal o zaman da üç aşağı beş yukarı bugünkü gibi düşünüyordu.
O hep biraz daha otoriterleşerek de olsa, çizgisine sadık kaldı.
Sorun onda değil, ülkenin kültürel atmosferindeydi.
Beyaz Türkler'in aile içi iktidar çatışmasını (az çektirmediler birbirlerine de!) demokrasi mücadelesi diye yutturan o atmosfere teslim olmuştuk.
O arada sağlı sollu binlerce genç sokaklarda birbirini vurmuş; 12 Mart darbesinden on yıl sonra 12 Eylül gelmişti.
Şimdi dönüp bakınca her şey o kadar acıklı geliyor ki!

***
"Hocaların hocası" geçenlerde kendisiyle yapılan bir radyo bağlantısında da "Tarihle yüzleşmek saçmadır. Tarihte olan olmuştur" dedi.
Geçmişteki hataları nedeniyle özür dileyen Batı hükümetlerine ve parlamentolarına da "yeni yeni adetler çıkartıyorlar" diye kızdı.
Söylemeden geçemeyeceğim; "ileri demokrasi" falan gibi güncel siyaset cilalarına pek itibar etmem. Eyleme bakarım.
Fakat bu tip "gerici"leri dinledikçe insan hakları ve demokrasi konusunda nihayet ileri bir noktaya geldiğimizden kuşkum kalmıyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.