HAŞMET BABAOĞLU

02 Eylül 2014, Salı

Empatiyi bırak merhamet ve adalete bak!

Kritik nokta şu...
Kalpten kalbe, insandan insana uzanan bir bağ var.
Fakat topluluklardan topluluklara; halklardan halklara, milletlerden milletlere uzanan böyle sıcak bir bağ var mı diye sorarsak, işler fena karışıyor.
Şöyle güncel bir örnek vereyim.
Karşımıza çıkan bir Suriyeli'nin çaresizliğini derhal anlıyor, imkânımız ölçüsünde ona destek çıkmaya çalışıyoruz.
Oysa "Suriyeliler" deyince, tablo değişiyor. Tarihsel kanaatler, peşin yargılar, kalıp fikirler, siyasal yorumlar, hepsi devreye giriyor ve berrak yakınlık duygusunun yerini tırmalayıcı bir mesafe alıyor.
Hatta an geliyor, samimi olarak ırkçı olmadığını düşünen insanların kaba bir ırkçılık sergilediklerine şahit oluyoruz.
Yani ikide bir empatiden, vicdandan söz etmek problemi çözmüyor.

***

Empati, moda kavram.
Empati aşağı, empati yukarı konuşup duruyoruz.
Nedir empati? "Kendini başkasının yerine koymak" diyorlar ya, inanmayın! İmkânsız bir şey bu.
Hem öyle olsaydı bile, bir düşünün; kendini yere göğe koyamayan bugünün insanı nasıl olup da kendini bir başkasının yerine koyabilir!
Empati, bir tür duygudaşlıktır.
Bir başkasının duygularını anlama ve paylaşma çabasıdır.
Bir kesinlik değil, bir çaba!
Yani yan gelip yattığın yerden empati olmuyor, kalkıp eyleme geçmen gerekiyor.
Fakat başta anlattığım gibi, bu çaba dahi tek tek insanlara odaklanabilirken, geniş kesimleri kavramakta zorlanıyor; siyasal- sosyal yargılar bizi hızla hain bir kayıtsızlığın içine sürüklüyor. (Yeri gelmişken belirteyim: Deneysel psikoloji çalışmaları da empatinin kişisel ve yüz yüze malumatla bağlantılı olduğunu, kitleler karşısında çuvalladığını gösteriyor.)
***

O halde ne yapmalı?
Nevzuhur empati modasının ve modern "iyilikler"imizin yetersizliğini kabullenip geride bıraktığımız kucaklayıcı geleneği yeniden yardıma çağırmalıyız.
Merhamet ve adalet anlayışımız bireysel reaksiyon olmaktan çıkıp toplumsal bir norm olmalı.
Bunun için siyaset yapmalıyız.
Bilerek, "siyaset" dedim, yanlış anlamadınız!
Zulmü ve kötülüğü cesur biçimde tarif edip insanın değerini ayakta tutmayı hedef seçen bir siyaset çizgisi en mütevazı haliyle bile "bir küçük burjuva dini olarak vicdan"dan ve "beyaz hümanist safsatalar"dan üstündür.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.