HAŞMET BABAOĞLU

11 Nisan 2016, Pazartesi

Paralel yapı dediğimiz...

Konuya ortasından gireyim, uzatmadan...
Ülkece başımıza musallat melanetlerin arkasında sadece örgütler, çeteler, devlet olmaya çalışan yapılar olsaydı pek de sorun olmazdı.
Devlet isterse hepsini tepeler.
Eski dönemlerde değiliz...
Diyelim ki, devlet ayak sürüdü, eski tip "derin" tarafları yan çizdi. O zaman da, vallahi millet tepeler.
Bu kadar açık!
O halde nerede tökezliyor, nasıl çelme yiyoruz?
İşte bu sorunun cevabı önemli!
Çünkü tam o nokta psikolojik harekât alanı...
Çünkü sistemin merkezi ekonomiyle göbekten bağlı bir mekanizma kötülük üretiyor.
İşin açıkçası...
Yaşadığımız kötülüklerin kökleri oligarşik sermaye ve onun medyasıyla doğrudan bağlantılı.

***
Kaset komplosunun ardından insanları aptal yerine koyarak (alışmışlar buna!) Kılıçdaroğlu'nu Gandi Kemal diye pazarlayan...
Selahattin Demirtaş'a saz çaldırıp bütün kültürel ittifak mesajlarını bir çırpıda veren; çözüm sürecine hiç ilgi göstermeyip Demirtaş'ın kanlı barışını(!) yüceltip duran medya ve tetikçileri...
Şimdi de "Asena'nın topuk sesleri" diye Meral Akşener'li bir MHP planına destek çıkıyor.
Biliyorum, nasıl olsa geniş kalabalıkları etkileyemiyorlar, iktidarı zerre sarsamıyorlar, diye düşünenler var.
Fakat zihinleri altüst ettiklerini, her uğursuzluğa destek çıkıp huzuru yok ettiklerini inkâr edebilir miyiz?
Bunu hiç mi durup düşünmeyeceğiz?
***

Hiç bıkmıyorlar.
Türkiye'yi sürekli dizayn etmek, halkın siyasi tecessümünü sindirmek için ellerinden geleni artlarına koymuyorlar.
Niye inkâr ediyoruz?
Gerçekten bir "paralel yapı" varsa, o da oligarşik medyanın amiral gemisi ve uydularıdır.
Önümüze çıkartılan birkaç "patolojik vaka"nın "cemaat" olduğu tablosuyla bizi oyalamak istiyorlar; bazen fena yutuyoruz.
Ha! Büyük sermayeye...
Siyasi, sosyal hedeflerine...
Cumhurbaşkanı'nın ve genel olarak da iktidarın yüzüne gülüp arkadan iş çevirişlerini vurgulamaya sıra gelmedi.
Belki başka yazıya...
Zaten halk biliyor.
Eski ve yeni elitizm meraklıları ise bilmiyormuş gibi yapıyor.

***


CEVAP VERİLDİ Mİ?
Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz "Erdoğan'la anlaşmadık, Davutoğlu yönetimindeki hükümetle müzakere ediyoruz, ciddi bir ortak" dedikten sonra Cumhurbaşkanımız hakkında çok sert sözler söylemişti.
O sırada, Merve Şebnem'in de dediği gibi "jet hızıyla" tepki gösterilmeliydi.
Üzerinden günler geçti.
Bizim dışişlerinden falan ses çıkmadı.
Sonra güncel haberleri bir iki gün bırakıp zihnimi başka alanlara yönelttim.
Merak ediyorum: O arada Schulz'a ağzının payı verildi mi?
Aradım, taradım; bulamadım.
Bilen varsa söylesin.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.