HAŞMET BABAOĞLU
Pazar notları: Yorgunluk
Ne yalan söylemeli; sevilemeyecek haldesin.
İçin nefret ve hasetle dolu. Fakat medyadan ve oradan, buradan öğrenmişsin ya, tutup kendini seviyorsun. Ne olur yapma! Sevme!
Aynaya her baktığında orada mutlaka "boncuk" bulanlar ve aynaya bakmaktan ölesiye korkanlar...
Birbirinden berbat iki tip.
Hatırlayamadım. Ama kim demişse doğru demiş: "Bir konuşma sırasında çoğu kez diğerlerinin konuşmamızı istediğinden daha çok konuşuruz."
Ne çoklar!
Onlara bakarken içimden "iyi ki fiziksel olarak güçsüzler" diye geçiriyorum. Neden mi? Çünkü öfkeleri büyük ve yıkıcı, istekleri uçsuz bucaksız.
Onca uyduruk terim içimizdeki sancıyı anlatmaya yetmiyor.
Çünkü hepsinin ölçüsü "iyi bir hayat" talebi. Oysa bize gereken "iyilik"le dolu bir hayat!
Uyanmak istemeyişlerimizden, güne başlamaktan kaçışlarımızdan...
Aramızdan biri soruyor: Neden? Selahattin (Yusuf) mırıldanarak cevaplıyor:
"Çünkü depresyon dediğin duruma uyanmak!"
O şahane koku sokağa kadar yayılmış. İçeri giriyorum.
Ekmekler tezgâhın üstüne rasgele atılmışlar. "Dilimlesen mi acaba?" diyecek oluyorum fırıncıya. Şiddetle itiraz ediyor:
"Henüz çok sıcak, olmaz!
Ekmeğimi çamura çevirttirmem!" O nasıl "ekmeğim" demek! Nasıl güçlü bir sahipleniş ve saygı! "Kabuğunu koparmama müsaade var mı?" diye soruyorum. Gülerek karşılık veriyor: "Olmaz mı? Dikkat et, elin yanmasın!" Güzel bir gece bu kadar mı güzel kapanır!
NOT:
Pazar notlarıma veda törenimin bitmesine az kaldı... Yukarıdakiler 2015 yılında çıkmış bazı notlarımın yeniden gözden geçirilmiş halleri...
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.