HAŞMET BABAOĞLU
Zaman akıp geçerken: Eller anlatır!
Gözler her şeyi anlatır derler ya, geçiniz... Anlatıp anlatmadıkları bir yana, gözlerin ne anlattığına bakabilenler, bakıp da görebilenler var mı? Kaç kişiler?.. Üstelik gözlerin fena yanılttığına çok tanık olmulumdur. Oysa eller, sandığımızdan daha çok şey anlatır. Kelimelerin taşıyamadığı yükü çoğu zaman ellerimiz sırtlanır. Nitekim Michael Corballis'in doğuştan körler üzerinde yaptığı çalışmalar da bunu ortaya koymuştu. Araştırmayı anlatmaya kalksam bu köşenin boyutları yetmez. Ama şu kadarını söyleyeyim; konuşurken hareket eden ellerimiz bir iletişim zorlanmasına tekabül etmiyor. Sözün bastonu veya artığı değiller. Ayrı birer cümle hepsi. (Eskiden ilkokul öğretmenleri ellerini kollarını oynatarak konuşan öğrencilerin "davranış" notunu düşürürlerdi. Umarım bu yanlıştan şimdi dönülmüştür.)
Aklıma J.J.Rousseau'nun şu acımasız cümleleri geliyor şimdi, mealen aktarıyorum: "Mecburiyetlerin baskısı altında bir toplum. İnsanlar belli durumlar karşısında hep aynı tepkileri gösteriyor. Bu yüzden karşımızdakinin nasıl bir insan olduğunu bilemeyiz. Dostumuzu tanımak için büyük olayları, dönüşüm anlarını beklememiz gerekecek. O zaman da iş işten geçmiş olacak. Çünkü onu tanımak zaten özellikle bu anlar için gerekliydi."
2019 versiyonunun ilk bölümünü Digitürk'te izledim. Demode gelir diye düşünenleri anlarım ama hiç fena değildi.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.