HAŞMET BABAOĞLU
Uzaktan bakınca...
Yeni yılda... Sırf hayallerim kırılmasın diye başkalarını kırmaya kalkışmaktan kaçınacağım. Ama şu da var; bir süredir ihmal ettiğim "gerekli düşmanları kazanma sanatı"na daha çok ağırlık vermeyi tasarlıyorum.
***
Sadelik arayışı da tıpkı gemi azıya almış zenginlik gösterişi gibi bir şey olup çıktı. "Onu al, buna da sahip ol, şu da olsun" çizgisinin uyarıcı sarhoşluğu ile "onu at, şundan vazgeç, bunu terk et" çizgisinin uyuşturucu sarhoşluğu"yarışıyor.***
***
Budalayım... Çünkü bana ne zaman "hey sen!" denilse, orada gerçekten bir "BEN" bulunduğunu sandım.***
Ne yani! Yoksa bütün çözümler, biraz uzaktan baktığımızda birer "avuntu" mu?***
Kendi halinde insanlar diyoruz... Oysa biraz yakından bakınca, hepsi korkunç bir güç savaşında yenik düşmüş yiğitler...***
***
Kediler meraktan, sevenler sıkıntıdan ölürmüş...***
Biliyorum, yeni yılda da dört mevsimin dördünden de hoşnut olmanın açgözlülük olduğunu düşüneceğim. Ben hep yazı bekleyeceğim. Mevsimlerin "büyük öğle"sini...(NOT: Bugün de çekmecelerimden çıkan dosyalardaki eski yazılarımdan alıntılara yer verdim. 1996-2004 arasında yayınlanmış ve bazıları benim kendi zihin serüvenim için de "geçmiş"te kalmış notlar... Peki neden iki haftadır böyle bir şey yapıyorum? Şundan... Bütün bunları zamanında bana yazdıran şeylerin pandemi sonrasında tamamen solup tükeneceğini düşünüyorum çünkü. Bir not olarak burada kalsınlar.)
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.