HAŞMET BABAOĞLU
CUMARTESİ NOTLARI: Ekranlarda akademisyen şenliği!
En ücra şehirlerdeki üniversitelerde bile "Uluslararası İlişkiler" bölümleri açılmasının nedenini şimdi anlıyorum... Elbette bir gün gelecek, ekranlardaki yorum ve tartışma programlarını akademisyenlerle doldurmak gerekecekti! İşte o dönemdeyiz. Sabahtan akşama kadar kanallarda boy gösteriyorlar. İşin şakası bir yana, "şaka gibi" tarafları da var. İstanbul'daki stüdyoya gelip kendisine ayrılan sürede "Rusya tuzağa düştü" veya "Ukrayna işgale karşı kendini savunuyor" diyebilmek için kar kışta ders verdiği şehirlerden yollara düşen akademisyenler var. Muazzam bir rekabet olduğunu duyuyorum; "Bilmemkimleri akşam, beni sabah programlarına alıyorsunuz" diye yakınanlar bile varmış.
***
***
Dün gördüm, bir özel üniversite profesörü "Rusya, kara kuvvetlerinin yüzde 70'ini Ukrayna sınırına dayadı ama yine de etkili değil" demiş. Rusya Kara Kuvvetleri denildiğinde nasıl bir heyuladan, ne geniş bir envanterden söz edildiğini bilmeyen bir akademisyen olabilir mi? Ne diyeceğiz çocuklarımıza? "Profesörlerine değil, Google'a bak, daha iyi" mi diyeceğiz?***
***
Futbol, Türkiye'de bitti bitecek halde. Dünyadaki hali de parlak değil. Düşünün, futbol artık kırk yıllık işi "kitlelerin afyonu" olmayı bile beceremiyor! "İnsan malzemesi" sorunlu. Öyle bir sektör ki, gitmiyor, yeni gelenler de hızla eskilere benziyor.***
Ne yapmalı? Yürümeli... Uzun uzun yürümeli. Hayır, adım saymayın! Yürüyün. Bacaklarınızı açması için değil, zihninizi açacağı için...Ayrıntılar için lütfen tıklayın.