HAŞMET BABAOĞLU

25 Nisan 2025, Cuma

Deprem sırasında ve hemen sonra...

Your browser doesn’t support HTML5 audio

23 Nisan töreninden dönüyorduk, trafik durdu, biz de durduk...
Araba kayık gibi sallanıyordu, olmayacak şey!
Sade insanların yaşadığı, bütün apartmanların eğreti olduğu bir semtin caddesi...
Birden daracık apartman kapıları açılmaya başladı, nalburdan, köfteciden insanlar kendilerini dışarı attılar.
Sonra muazzam bir paylaşım başladı; yaşlılar ve hastalar dışarı çıkartılıyor, karşı kaldırımdaki kahvehaneden alınan sandalyelere oturtuluyorlardı...
Ergen kızlar sarsıntıdan korkmuş küçük kardeşlerini eğlemeye çalışıyordu.
Orta yaşlılar birbirlerini sırtlarını sıvazlayarak teskin ediyordu, gençler koşarak yakınlarındaki akrabalarına bakmaya gidiyordu.
Trafik açıldı, daha "üst" kesimlerin semtlerine doğru ilerledim; eski gecekondu arazilerinin üzerine yapılmış sitelerin olduğu mahallelere...
Oraların yakıt istasyonlarında kuyruk oluşmuştu. Saat beşte bile o kuyruklar bitmedi...
Netflix dizileri gibiydi; şehir dışına çıkmaya çalışıyorlardı.
Sosyal psikolojik hâlimiz ve tasnifimiz budur.
Gerisi hikâye...

***

Ha bir de şu GSM operatörleri meselesi var...
Ceplerinden yakınlarını arayanlar yine çaresiz kaldılar.
Bıktık, bu kaçıncı?
Sorun varsa, çözsek mi artık?
Telefon konuşmalarını yüksek ücretten fiyatlandırmaya doyamayan firmalar iş bu meseleye gelince ağırdan alıyorlar.
Henüz hem yatırım hem de hukuki yönden ilerleme kaydedemedik.
Ama biz kullanıcılar da böyle zamanlarda direkt hatlar yerine internet altyapısına dayanan arama yollarını kullanırsak daha iyi olur...

***

Yine başladılar.
İstanbul'u terk edin!
İstanbul derhal boşaltılmalı!
Söylenip duruyorlar...
Bir durun yahu!
İnsanın gideceği varsa bile gitmekten vazgeçirtecek kadar tepesini attırıyorsunuz...
Deprem mi konuşuyoruz, korku toplumu mu üretiyoruz?
Bir karar verin!
Ve şu soruyu da cevaplayalım artık ha!
İstanbul'dan "sade insanlar" gidince kimler kalacak, kimler gelecek?
Küresel zenginler mi?
Onlar hiçbir şeyden korkmazlar.
Kentsel dönüşüm mü?
Ohoo, her şeyi dönüştürürler de, sonunda pişmanlıkla dövünürsünüz...

***


NOT DEFTERİ
Hiç hayatı olmamış gibiyim. Kendi olmayanın hayatı da olmuyor mu yoksa? (ŞULE GÜRBÜZ / Zamanın Farkında)

Bu köşe yazısını aşağıdaki linke tıklayarak sesli bir şekilde dinleyebilirsiniz

Haşmet Babaoğlu | Deprem sırasında ve hemen sonra...


Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.