HAŞMET BABAOĞLU

21 Kasım 2025, Cuma

Yaşlılarımız

Your browser doesn’t support HTML5 audio

TV açıktı...
Ağdalı konuşmayı marifet bilen bir "öğütçü" TV figürü, yaşlılarla ilgili konuşuyordu...
"Hatırının sorulmasından ve azıcık muhabbetten başka bir şey istemeyen, dilinden duadan başka bir şey düşmeyen, ak pak yüzlü yaşlılar"dan bahsediyordu...
O sırada gazetedeki odama uğrayan bir genç ekrana baktı ve "Kaldı mı ağabey böyle yaşlılar?" diye sordu; "Benim ailemdeki bütün yaşlılar çocuk gibiler, sürekli bir şey istiyorlar ve asla tatmin olmuyorlar."
Şakayla karışık "Sus bakayım, otur da dinle!" dedim...
"Yaşlılarımızı ihmal etmeyelim" diyordu ekrandaki kişi..
Son zamanlarda zihinlerimizden çıktıklarını söylüyordu, yerden göğe haklıydı...
Ama anlamıyorum...
Niye böyle şairane üslupla anlatmaya ihtiyaç duyuyordu ki?
Keşke bu alışkanlıkları terk edip sıkıntılarımızı ve savrukluklarımızı dümdüz konuşabilsek...
Ve hem inancımızın hem de geleneklerimizin bize yaşlılar hakkında "emrettiklerini" en baştan kavrayabilsek...

***

Kaçıncı kez vurguluyorum, kimbilir...
Yazılı medyada aktüel politikaya öyle odaklandık ki, "sade insan" meselelerine dönüp mercek altına almak için çok geç kaldık...
Düşünün, ülkemizde 65 yaş üstü nüfus son beş yılda yüzde 20 arttı..
Neredeyse her dört evden birinde ihtimama muhtaç bir yaşlı var; üstelik 80 sonrası yaş kuşağının oranı da artıyor.
İki manzara var...
Birinde gençler bir tarafta, yaşlılar diğer tarafta ve iki dünya birbirinden çok uzakta...
Diğerinde gençler ve yaşlılar iç içeler, fakat yaşlılar mutsuz, gençler ise çok yorgun...

***

Kabul edelim ki...
Yaşlılık, pandemide ağır darbe yedi...
Bu darbenin etkileriyle hesaplaşamadık.
Tıbbi söylem geleneksel söylemi ezdi geçti; popüler kültürde yaşlılık neredeyse bir "fazlalık" gibi gösterildi.
Sonunda...
Yaşlılık "kırılganlık" anlamı kazandı ve bu yaklaşım giderek resmi bir nitelik alıyor.

***

Bu konuda yazılacak çok şey var...
Önümüzdeki günlerde yazarım.
Ama istiyorum ki....
Günümüzün yaşlılarının yirmi yıl öncesinin yaşlılarına bile benzemediğini; onlarla ilişkimizin değiştiğini anlayıp o çerçevede konuyu düşünmeye başlayalım...
Yapabilir miyiz?

***


NOT DEFTERİ
Her çağda, şartlar ne kadar ağır ve umutsuz olursa olsun, inananlar için muhakkak bir Nuh'un Gemisi vardır. (SEZAİ KARAKOÇ / Yitik Cennet)

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.