HAŞMET BABAOĞLU

30 Kasım 2025, Pazar

Ya konutta, bir yuva yoksa?..

Your browser doesn’t support HTML5 audio

Geniş bir teras...
Çiçek vermeyen ama yaprakları dolgun ve yemyeşil süs bitkileri...
Top şeklinde iki kaktüs...
Çim bahçe...
Terasta rahat koltuklar ve şık bir masa...
İki şezlong...
Hatırlıyorum o günleri...
Güzeldi. Hoştu.
Sonra evin arka kapısında duvar ile eşik arasındaki bir buçuk metrelik alanı keşfettik.
Kendiliğinden oldu her şey...
Önce duvar dibine gül ektik, sonra duvarla eşik arasını taşlarla süsledik.
Ve...
Eskiciden aldığımız kocaman bir emaye tepside ilk kahvaltımızı, demlikle birlikte oraya çıkardık.
Yere minderler koyup oturduk.
Sapına kadar şehirli bir çifttik ama olay bambaşka bir hâle bürünmüş; küçücük alan bir anda "yuva"mız olmuştu.
Ev, arkamızda kalmıştı, salon, teras, bahçe falan...
Biz duvar dibinden memnunduk.
Kediler bile bizim mekânı seçmiş, her sabah erkenden oraya gelip bizi bekler olmuşlardı.
Bu hayatı ve hayat biçimini kapatıp "kiralık" dünyadan çekilinceye kadar günlerimizi o daracık alanda mutlu geçirdik.

***

Şimdi "yuva"dan geçtim, evler bile kayboluyor yavaş yavaş, artık konutlar var.
Yuva kurmak hâlâ evlenmek, çoluk çocuğa karışmak anlamına geliyor.
Fakat neredeyse hepsi yeni "konut"larda gerçekleşiyor; eski bir konuta giden yeni evliye (ne kadar acımasızca) arkadaşları acıyarak bakıyor.
Oysa konuttan ne olur, ne çıkar ki?
İşe gidilir, gelinir.
Çocuklar okula gider, döner.
Daha ötesine ait düşüncelerimi yazmayayım.
Ha şu da var: Kadınların konutları "ev" yapabilmek için küçük detaylar üzerinde çırpınışlarına hayranım...

***

Pandemi dönemiyle hiç hesaplaşmadan durumu idare edeceğimizi sanıyoruz ama olmaz!
Ne yaptık o dönemde...
İçeriye kapandık.
Sonunda ne oldu?
Ev tasavvuru ile ev gerçeği arasındaki mesafenin büyüklüğünü idrak ettik.
Meğerse tilkinin dönüp dolaşıp geri döndüğü "dükkân"dan veya sıkıştığımızda kaçtığımız sığınaktan farklı değillermiş.

***

Evlerimizin mahrem alanlar olduğu kesin.
Peki, "kendimize ait" bir mekân oldukları da doğru mu?
Sustunuz, anlıyorum.
Saçma sapan dekorlar durumu kurtarmıyor, değil mi?
Zaten elimizde cep teller, tabletler etrafımızı gördüğümüz mü var?
Ne yapmalı peki?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.