HAŞMET BABAOĞLU
Haftanın notları: Sakin olmak!
Neye ihtiyacımız var?
"Bir parça sükûnet" diyeceksiniz, biliyorum...
Ama dikkat ediyor musunuz?
Sükûneti isterken de öfkeye kapılıyoruz, öfkeyle istiyoruz.
O hâlde geçmiş olsun!
"E yeter ama!" diyerek sükûnete koşacağını sanmak modern küçük burjuva takıntısıdır.
Olmaz! Olamaz!
***
Fakat hiç değilse, basit biçimde "sakin kalmak" için çaba göstermeli...
Nasıl?
Korkak, kaçak bir hâlle mi?
Uzaklık cilasına bürünerek mi?
Mutlak ilgi isteyen meselelere karşı kayıtsız kalarak mı?
Asla!
Ben şairin sözünü seviyorum:
"Dilimin yettiğince sustum."
***
2017 yılına ait bir Twitter mesajımı hatırlattılar geçen gün, tam olarak şöyleydi: "Telefondaki arkadaşım 'Çok stres var, hasta olursak şaşırmayalım' deyince... Durdum. Sonra 'Hayır!' dedim; 'çok kötülük, çok yalancılık, çok şerefsizlik var. "***
Hatırladıklarım kadar unuttuklarım da çoğalıyor. Kim söylemiş, hafızamda yok ama söz bildim bileli zihnimde çınlar: "Başarı barbardır."***
Sosyal medyaya bakıyorum...Ve her seferinde aynı şeyi düşünüyorum: Yeryüzü hasetle dolup taşıyor.
***
Erkek egemen kültür, deliliği neredeyse kadınlara has bir şey gibi anlatıyor.
Aklını bir süre veya kalıcı biçimde kaybetmek sanki kadınca bir şey olarak anlaşıldı hep...
Erkekler "meczup" oluyordu ama kadınlar basbayağı deliriyordu sanki...
Oysa hâlâ psikiyatri istatistikleri "aklını kaybeden" erkeklerin sayısının kadınların yaklaşık iki katı olduğunu gösteriyor.
***
Akılcı olan erkek değil, kadındır.Erkek olursa "uslu" olur ve bu farklı bir şey...
***
İçindeki serüvenciliği henüz çocukken kaybeder.Adalet arayışı, iyi şeyler için kavga dürtüsü, yaşam tutkusu yavaş yavaş eğitim yoluyla söndürülür.
Suya sabuna dokunmaktan korkutulur.
İçindeki bastırılmış tutkuları da tüketsin diye önüne spor konulur.
Kimdir bu?
Modern erkek.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.