HAŞMET BABAOĞLU

12 Şubat 2026, Perşembe

Büyük şehirlerimizde yaşama yorgunluğu

Your browser doesn’t support HTML5 audio

İzin verin...
Bugün dünyaya ve memlekete dair büyük çerçeve üzerinden değil de, doğrudan hayatımız çerçevesinde bakıp biraz içimi dökeyim.
İstiyorum ki, şehir hayatımız üzerine dertleşelim...

***

Türkiye, özellikle son çeyrekte sosyal ve siyasal alanda çok mesafe kat etti...
Geçen yüzyılda siyasete ayak bağı olan pek çok unsur tek tek ayıklanıyor...
Bölgesel bir güç olma yolunda çok ciddi ve kararlı büyük adımlar atılıyor...
Hepsi tamam!
Fakat gündelik hayatımızda garip bir huzursuzluğumuz var.
Özellikle büyük şehirlerde hayat zorlaşıyor...
Neden?

***

Şunu kabul etmek zorundayız...
Maliye ve Hazine Bakanlığı'nın, Ticaret Bakanlığı'nın durmadan bahsini ettiği iktisadın ötesinde bir iktisat daha var...
Gündelik hayatın iktisadı...
Büyükşehir belediyelerinin, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın, Ulaştırma Bakanlığı'nın dokunduğu çerçevenin ötesine çıkan bir şehir hayatı daha var...
İnsanı çürüten, ezen bir gündelik hayat rutini...
Buralarda problem büyüyor...

***

Merak ediyorum...
Mesela bir yazar veya ekran yorumcusu...
"Geçen gün gördüm, sabahın köründe metrobüs durağında 200 metre kuyruk vardı... Bu insanlar o hengâmeden sonra okullarına veya işlerine gittiklerinde nasıl bir ruh hâli içinde olacaklar? Akşam dönüşleri nasıl olacak, aklım almıyor" diye yazıp konuşur mu?
Mesela...
İşinden çıktıktan sonra iki saatte ancak evine varan ve yol boyunca bu ayın kirasını nasıl ödeyeceğini düşünen bir babayı ne zaman en önemli meselelerimizden biri olarak konuşacağız?

***

Daha geçen yüzyılın başında Georg Simmel "Metropol ve Manevi Hayat" adlı kitabında metropol hayatının ayırt edici özelliğinin "para ekonomisi" olduğunu; oradaki bütün ilişkilerin merkezinde paranın bulunduğunu söylüyordu.
Şimdi her zamankinden daha çok haklı...
Ama bu "para"dan çok yorulduk, yalan mı?

***

Allah'ın "israf edenleri sevmediği"ni bilen inançlı insanların çoğunlukta olduğu şehirlerimizde yaşamak giderek enerji, zaman ve "insan" israfına dönüştü...
İşte bütün bunları artık mercek altına yatırmak zorundayız.
Gelecek kuşaklar için, çocuklarımız için yapmalıyız bunu...

***


NOT DEFTERİ
Bacaklarım hep ağrımasına rağmen huzurluydular. Onları istemedikleri yere götürmedim, belki ondandır. (BÜLENT AKYÜREK / Satılık Adam)

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.