HAŞMET BABAOĞLU

31 Mayıs 2026, Pazar

Ah, o eski vapurlar

Vapur hızla kız kulesinin önünden geçip Haliç'e burnunu kırardı: Bu manevraya bayılırdım, çünkü önümüzde birden Galata kıyısı belirirdi...
Hep küpeştede açıkta oturup ayaklarımı demirlere dayardım...
Poyraz varsa saçlarımız uçuşmaya başlar, üstümüz başımız dağılır, elimizdeki gazeteyi, kitabı kapatmak zorunda kalırdık...
Ve mis gibi deniz kokusu başımızı döndürürdü...

***

Bak şimdi!
Geçen gün Boğaz'ın rengi birden turkuvaza döndü, sular Haliç'e kadar elle boyanmış gibi güzelleşti ve herkes bundan bahsetti ya...
Beni de geçmiş zaman hatıraları esir aldı...
Şehir hatları vapuru demek üniversite yıllarım demekti...
Kadıköy'den İstanbul'a; yani hayatın ve şehrin içine doğru yol almak demekti benim için...
En mutsuz zamanımda o vapurlar içimdeki sisi dağıtıverirdi...
İskeleye yanaşıp halat atıldığında çıkan gıcırtılar hele...
Gece rüyalarımda bile işitirdim o sesi...

***

Ne çok zaman oldu vapurla karşıdan karşıya geçmeyeli...
Kırıldım çünkü...
Yeni vapurların saçma sapan tasarımlarına bozuldum, olacak şey değildi.
Sonra Karaköy ve Kadıköy iskelelerinin curcunasına katlanamaz oldum...
Koptum...
Halt etmişim, şimdi içimi saran özlemden anlıyorum.
Ah bir de birçok insanın bilmediği en alt kamarada geçen yolculuklar var; kaçak göçek aşklarımızın el ele tutuşmaları falan var tabii...

***

İki binli yılların başlarında Venedik'e bağlanmıştım, durmadan gidip geliyordum...
Niye?
Kanalları için mi? Bilmem...
Kokusu, rengi, labirent hâli...
Belki bunlar...
Belki mahallem Zattere sahilindeki dondurmacı...
Ama en çok da vaporetto'larını sevdiğim için...
İskelede ayakta vaporetto'nun gelişini beklemek, geminin iskeleye çarpmasıyla oluşan sarsıntı, halat gıcırtıları...
Sonra hep ayakta, kaptan köşküne yakın bir yerde yolculuk...
Tekne hızlandığında suların üzerine sıçrayışı...
Kadıköylülük alışkanlığıydı bunlar sanırım...

***

Bizim şehir hatları vapurlarını sadece ulaşım aracı saymak yanlıştır...
Yeni nesil vapurların tasarımını yapanlar bu yanlışa kapıldılar.
Feribota benzeyen bir şekli kim akıl ettiyse, vah ona!
Oysa kimse Londra taksilerinin ana hatlarını değiştirmeyi aklından bile geçirmez değil mi?
Şehir hatları vapurları bir "şehir mekânı"dır...
Hatta "ev" gibiydi eskiler için...
Hani Abdülhak Şinasi yazmıştı ya...
"Kadıköy vapuruna binince sanki terliklerimi ve gecelik entarimi giymiş gibi rahatlar, ferahlık duymaya başlarım..."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.