HAŞMET BABAOĞLU

13 Ağustos 2026, Perşembe

Dünya hızla dönüşüyor, Ankara görüyor!

Your browser doesn’t support HTML5 audio

Sen yıllarca Avrupa ülkelerinde büyükelçilikler yap...
BM'de görev yap.
Hesapta dünyayı tanı, uluslararası ilişkileri bil...
Ve kim bilir neden, Fransa'dan Chevalier de la Légion d'Honneur nişanı bile al!
Sonra kalk göğsünü gere gere "Mekke Anlaşması'nı yaptık, şimdi Suudilerle birlikte Husilere saldıracak mıyız?" diye alaycı bir ifadeyle sosyal medyaya yaz...
Tamam! Sizi anlaşmanın yeri bile huzursuz ediyor, biliyoruz.
Avrupa ülkelerine kölelikle sonuçlanmayan her dışişleri hareketini şüpheli bulursunuz, müktesebatınız, hayat hikâyeniz sizi buna mecbur kılıyor, biliyoruz.
Ama insan yine de üzülüyor...
Bu uyduruktan elitist(!) ve çocukça tezlerinizi ikide bir ortalığa saçın diye mi bu ülke yıllar boyu sizler için kaynaklarını harcadı?
Bıktık sizlerden...

***

Dünya çok hızlı dönüşüyor...
Eski tip çatışmalar, savaşlar, ekonomik sıkıntılar bu hızlı dönüşümü perdeliyor; görüş alanımızı zaman zaman daraltıyor...
Yine de farkındayız, bütün ezberler dağılıyor, hesaplar tutmuyor...
Bu çerçevede Ankara'nın Doğu'dan Batı'ya, Kuzey'den Güney'e uzanan yeni tercihleri karşısında tedirginlik çekmek veya beklemeye geçmek çok tabii bir şey...
Lakin şunu da bilelim: Biz etrafa bakıp düşünürken duraksayabiliriz fakat Ankara duramaz.
Ankara hızla geleceğimizi projelendirmek ve bu yolda yeni ittifaklar, yeni güç dengeleri kurmak zorunda...

***

Sadece bir noktayı vurgulayayım, sadece kendi bölgemizde nasıl bir evreye geçildiğini anlayacaksınız...
Savaş başlarken İran nasıldı?
Her an içi karışmak üzere olan ve askeri/ stratejik açılardan Rusya'nın desteğine muhtaç bir ülke...
Şimdi nasıl?
Savaş bitmedi...
Ama birçok Ortadoğu uzmanına göre İran artık bir bölgesel "süper güç" oldu.
Düşünün...
ABD (Büyük İsrail) sürekli atıp tutuyor ama yaptığı her hamlede kendi kaynaklarını tüketiyor...

***

Şimdi böyle bir tabloda Türkiye'nin bölgeye bakışının 1960'ların konseptleriyle devam etmesini bekleyebilir misiniz?
Böyle bir dünyada Türkiye'nin, "Aman bana ne, ben içime çekilip bekleyeyim" demesi doğru olur mu?
İki soruya da cevap açık: Hayır, asla!

***

NOT DEFTERİ
En kötüsü nedir? Kanserde metastaz, politikada fanatizm, biyoloji alanında zehirlilik ve enformasyon alanında dedikodu... ( J. BAUDRILLARD / Kötülüğün Şeffaflığı)

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.