HAŞMET BABAOĞLU

22 Ağustos 2026, Cumartesi

Haftanın notları: Hasta olan biz değiliz!

Your browser doesn’t support HTML5 audio

Bir hekim TV'de anlatıyor:
"Hastamız bize geldiğinde yanaklarında sarkma, göz altlarında torbalanma ve kırışıklar, dudak kenarlarında çöküntüler vardı. Hastamızı analize soktuk, yapacağımız müdahaleleri anlattık..."
Hasta dediği kişiye bakıyoruz ve biliyoruz ki...
Dünyanın bütün coğrafyalarında yaşı elliyi geçen kimselerin yüzünde bu değişimler olur...
Tamam hangi estetik müdahaleyi yapacaksanız yapın.
Fakat "yaş almak" ne zaman hastalık sayılır oldu?

***

Sağlık endüstrisi zihinlerimizle oynuyor, farkındasınız değil mi?
Hasta olan biz değiliz.
Sağlık endüstrisi hasta...

***

Şimdi "sağlıklı yaşam" uzmanlarını sinir eden hekimler de sosyal medyada ilgi toplamaya başladılar ya...
Mesela "Şeker en tehlikeli şey" veya "Şeker kötü yaşlanmanın bir numaralı sebebi" gibi laflara alışmıştık...
Oyunbozanlar ise "Yok efendim öyle şey, özel bir sorununuz yoksa şekerden kaçınmanız anlamsız, palavra bu iddialar" deyip duruyorlar.
Ama sağlık endüstrisi ve "uzun yaşam" (longevity) tayfası buna da çare buldu...
Artık şöyle diyorlar: "Aynı gıdalar farklı bünyelerde farklı tepkiler veriyor. Şeker bana bir şey yapmıyor, demek doğru değil.
Vücudun karbonhidrat kullanımı mutlaka akıllı analiz cihazlarıyla ölçülmeli..."
Yani onlara göre mutlaka kliniğeuğramalı, sağlık endüstrisinineline düşmelisiniz.
Kaçışınız yok!

***

Eski okurlarım son zamanlarda gündelik hayat konularına geri dönüşüme sevindiler...
"Geçmiş zamanlardaki gibi" diyorlar...
Tam değil belki ama haklılar...

***

Ortalık politika yazarlarıyla dolu...
Bazıları gerçekten bu işi biliyor ve haber kaynakları güçlü...
Yorumları da ilgiye değer oluyor.
Bu işi onlara bırakmak gerek artık.
Düşündüm ve "Artık kendi alanına dön Haşmet" dedim...
Üstelik eskisi gibi de değil; bir baktım, ana akım medyada "insan"a bakan kimse kalmamış..
Oysa basit bir tatil ortamında veya bir işyeri öğle yemeğinde bile bir türlüdikiş tutmayan söküklerimiz ortaya dökülüveriyor.
Anlayacağınız bu çerçevede devam edeceğim...

***

Global politika mı?
Ondan ara ara bahsetmeyi sürdüreceğim...
Geçenlerde yazdım ya...
Çarpıcı bir sonbahar bekliyor bizi!

***

Bir daha tekrarlayayım...
Umut özü itibarıyla seküler bir his değildir, olamaz.
Modern dünyada umudun gitgide koflaşıp umutsuzluğun kol gezmeye başlaması boşuna mı sanıyorsunuz!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.