HAŞMET BABAOĞLU

15 Eylül 2026, Salı

Okul ve bugünün çocukları

Your browser doesn’t support HTML5 audio

Annesi söyleniyor...
"Kızım faydalı hiçbir şey yemiyorsun, sonra da boyum uzasın istiyorsun, böyle olmaz ki..."
Benim ballar böyle yakınmalara hafif alaycı bir gülümsemeyle yaklaşıp mırıldanıyorlar: "Ya anne, o iş peynirle falan ilgili değil ki, DNA'larımızla ilgili, genetiğimizle ilgili..."
Annelerine "Kızım bunlar yapay zekâya soruyorlar, Google'ınkine sordularsa hele, zor anlatırsın peyniri, sütü... Daha ilk satırda, boy uzaması yüzde 80 genetiğimize bağlı diyor" diye anlatsam şimdi, patırtı çıkacak....

***

Okullar açıldı...
Yeni öğrenim yılı başladı...
Hayırlar getirsin inşallah!
Ama hepimiz artık şunu bilmek zorundayız: Çocuklar ana hatları 150 yıl önce oluşturulmuş bir düzenin içinde eğitim görüyorlar...
Bu açıdan şu okul, bu model fark etmiyor...
Okul sistemi her yıl, her an biraz daha demodeleşiyor...

***

Yazımın başındaki sahneyi hoşluk olsun diye aktarmadım, basbayağı bir kopuşu işaretlediği için aktardım...
Birkaç yıl daha eskisi gibi idare edebiliriz...
Ama nereye kadar?
Sonun (eğitim sisteminde radikal dönüşümün) göründüğü noktadayız...

***

Okul, bugün bir öğrenim yeri mi? Sistem öyle görmeyi istediği ve ölçümleri ona göre olduğu için, evet!
Fakat işin aslına gelirsek...
Öğretmenler için de...
Veliler için de...
Ve çocuklar için de...
Okul artık temel olarak bir sosyal disiplin ve oyalanma alanı...
Hepsi o kadar aslında...

***

Şunun şurasında on, on beş yıl öncesine göre çocukların dünyasında değişen başka şeyler de var...
Ve okullar bu değişimin cenderesinden çok çekiyorlar...
Kız çocukları hayatla haşır neşir olmak için neredeyse coşkun bir enerji içindeler...
Bilmek, örnek almak, etkinliklere katılmak onlar için önemli...
Erkek çocuklar ise hızla ikiye ayrılıyor...
Birinciler...
Ürkekler ve gitgide daha içe dönükler...
İkinciler...
Mutsuzlar, huysuzlar ve hiperaktif bir kabalık içinde marjinal sosyalliklerin peşindeler...
Yeni bir durum bu ve okul sisteminin geleceği açısından üzerinde durmak gerekiyor.

***


NOT DEFTERİ
Yalan söylerken yüzü kızaran veya sararan biri, kökü ruha uzanan fizyolojik bir kabiliyetsizlik yüzünden yalancı olamamaya mahkûmdur.
Bazısında ruh ve ona bağlı olarak vücut yalan için yaratılmış gibidir. Cana kasteden bir yalanı bile söylerken tabiilikleri artar. (REFİK HALİT KARAY / Nilgün)

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.