HAŞMET BABAOĞLU

18 Ekim 2026, Pazar

İstanbul’da sonbahar

Your browser doesn’t support HTML5 audio

"İstanbul, kaynayıp taşan bir kazan...
O kadar taşıyor ki, içinde bir şey kalmıyor, ne varsa etrafa yayılıyor. Sanki her gece, göktaşı yerine havadan köşk yağıyor.
Gözlerimizi açınca bir bakıyoruz ki, daha dün çorak olan tarlalar afetlerle donanmış..."

***

Yüzümde tarifi zor bir gülümsemeyle okudum Refik Halit Karay'ın bu satırlarını...
Havadan köşk yağıyormuş...
Pek sevdiğim yazarımız Tan gazetesindeki yazısında bir de şunu soruyor:
"Bunun sonu nereye varacak?"
Yıl kaç?
1942...
Kaç gündür yine İstanbul'u konuşmaya başladık ya...
Şehrin 80 yıl öncesine dönüp bakayım, dedim...
Saatlerdir Refik Halit'in gazete yazılarına göz atıyorum, takılıp kaldım...

***

Sonbaharı bir türlü doğru düzgün konuşamadık, değil mi?
Aktüel olayların baskısı artık bütün ilgilerimizin üzerinden silindir gibi geçiyor...
Geçen gün Kanlıca İskender Paşa Cami avlusunun mermer zemininin hazan yapraklarıyla kaplandığını görünce uyandım duruma...

***

Ah! Bir de "dünyanın sonbaharı" var; sanki insanlığın da yaprakları dökülüyor, ruhumuz da derin bir ürperiş ki, hiç o konuyu açmayayım...
En iyisi yine Refik Halit'e dönmek...
Bakınız, ne güzel anlatıyor İstanbul ile sonbaharın ilişkisini..., "İstanbul, ancak sonbaharda kendine gelir, kendi rengini, kendi sesini bulur; duru ve ahenkli olur." Bizler farkında mıyız bunun?

***

"Gökyüzünün ve denizin dinlendirici maviliğini başka hiçbir mevsimde daha vuzuhla ve zevkle göremezsiniz...
Sonbaharda (dikkat etmiş olmalısınız ) sesleri de daha yakından, tanini ve ahengi bozulmadan, bozulmak şöyle dursun, bestelenerek gene büyük bir vuzuhla duyarız; manasını daha iyi kavrarız.
Mesela vapur düdükleri daha fazla akis yapar; dağlara, binalara çarpar, uzun müddet boşlukta titrer, etrafa hüznünü serper, düşündürücü olur." 1945'te yazmış bunları...

***

Peki o sarı, turuncu, alev rengi renk cümbüşüne ne demeli?
Bu renklerin keyfini nereye gidip de çıkarmalı?
Refik Halit onu da anlatıyor...
"Eyüp sırtlarında sanki turuncu bir kar yağmıştır ve bu kar için için eriyerek suya karışınca Haliç taze sıkılmış, aşlama bir kızılcık şerbeti rengini almıştır." İçinizi çektiniz, değil mi?
Belki genç okurlar hızla okuyup geçerler, bilmiyorum.
Geçenlerde bir kafeye girdim; her köşesinde turuncu yapraklı yapay bitkiler vardı...
Yeni semtlerin sonbaharları da böyle oluyor...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.