MEHMET BARLAS

21 Ocak 2004, Çarşamba

"Böyle gelmiş, böyle gider" süreci sizi de bıktırmadı mı?

Hepimizi yılgınlığa sürükleyen olgulardan biri, "Böyle gelmiş, böyle gider" inancının, bir türlü yıkılmamasıdır. Görüyoruz işte... Ekonomik program bilinçli biçimde uygulanırsa, ekonomik göstergeler de iyiye gider. Enflasyon ve faiz oranları düşer. Türk Lirası istikrara kavuşur. Eğer yapısal reformları da yapabilseniz, yani özelleştirmeler tamamlansa, devlet küçültülse, harcamalar azaltılsa, vatandaşın sırtındaki vergi yükü de azalacak.

Bürokrasiyi de azaltabilirseniz, yerli ve yabancı sermaye yatırımlara hız verecek. İşsizlik rakamları inecek. Ama "Böyle gelmiş, böyle gider" açmazı, siyasal ekonomide de geçerli. 1979'da, rahmetli Turan Güneş'le yaptığım söyleşide, olayı şöyle anlamıştı bu siyasetin pratisyeni ve teorisyeni: - Demokrat Parti ekonomide "İkame Politikası"nı icat etti. Demokratlar "iktidara gelirsek, sigarayı ucuzlatacağız" derlerdi. İktidara gelince sigara ucuzlamadı ama, "Taban Fiyatı" politikası ikame edildi. Yani ister sigarayı ucuzlat, istersen seçmenin eline geçen parayı artır. -

Türkiye demokratik rejim içinde kalkınmaya uğraşan bir ülke. Kalkınma, sermaye biriktirip, bunu yatırıma dönüştürerek olur. Genel oy ise, seçmenin günlük hayatına rahatlık getirerek sağlanır. - Sonuçta bütün demokrasilerde genel oya muhtaç olmaktan ötürü kaynak kaybı var. Yani demokrasi için ekonomik fire verilebilir. Ama biz, bu kaynak kaybının hesabını yapamıyoruz. Bu yüzden sürekli sorunlar doğuyor. 1979'da konuşulan konular, bugün için de geçerli ve güncel olursa, "Böyle gelmiş, böyle gider" inancı nasıl yok olur?

AK Parti'nin, 28 Mart yerel seçimlerini kazanmak için birkaç katrilyonu dağıtmaya ve sonra ek vergiler salmaya, ihtiyacı mı vardı ki? Bu, sadece ekonomide ve siyasette böyle değil. Hıncal Uluç, Atatürk Havalimanı'nın halini yazmış... Uçaklar kalkacak diye anonslar veriliyor. Ama girişlerdeki polis kontrolü yapılan noktaların hepsi kapalı. Yolcular tek açık girişte, kuyruk olmuş. Bu durum 10 yıl önce de böyleydi, yine böyle. Bir akıllı, bir dirayetli yönetici, havaalanındaki tüm kamu birimlerini, ihtiyaca göre yönlendirip, yönetemez mi? İlle de "Kriz Yönetimi" mi beklemeliyiz? Veya işte yine "Kurban Bayramı" geliyor.

Bizim oturduğumuz Kavacık semtinde iki tane kurbanlık hayvan pazarı açıldı. Boğaziçi'nde, eski Teksas'ı andıran görüntüler var. Bir yanı ilkokul, öte yanı spor sahası olan bir alanda, hayvan pisliğinden, kokudan geçilmiyor. Beykoz'un Belediye Başkanı da, sosyal demokratmış. Keşke muhafazakar demokrat olsaydı ve kurbanlık hayvanlarla insanları, böylesine kaynaştırma projesini gerçekleştirmeseydi.

Koca İstanbul'da, kentin içinde, yaşam merkezlerinde hayvan pazarı olur mu? Herhalde bu, 100 yıl önce de böyleydi... Bakalım ne zaman hepimiz, "Yeter artık-Bıktırdınız" diyeceğiz. Ama kime diyeceğiz bunu? Kendi kendimize mi?



Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.