MEHMET BARLAS

20 Haziran 2004, Pazar

"Sen kendine kendin gibi bir taze bahar seç"sene!

Show-TV'nin "İkinci Bahar" programına yine takıldım önceki gece. Evdeki hanımlardan bazıları, birbirleri ile kıyasıya kavga ediyordu.
Herbiri en öldürücü kelimeyi dilinin namlusuna sürüp, karşısındakine ateş ediyordu.
Hiç tanımadığımız, özel hayatları çok sıradan olan bir avuç insanın, nedeni kimseyi ilgilendirmeyen anlamsız kavgalarını, belli ki benim gibi milyonlarca insan, merak ve heyecan içinde izlemekteydi...
Jim Carrey'nin "Truman Show"undaki senaryo, "İkinci Bahar"da gerçek olmuştu sanki.
Düşündüm...
Ya Türkiye'deki siyasi yaşamın büyük bölümü de, bir "Reality Show" ise?
Örneğin; şu CHP'deki bilmem kaçıncı olağanüstü kurultay da, bir nevi "İkinci Bahar" ise?
Veya, "Kemalist Dernekler"in, Avrupa Birliği'ne Türkiye'nin tanıtımı için Hükümet'ten 500 bin Euro destek istemesi ve içeride de "AB ikinci Sevr'dir" diye anti-propaganda yapmaları, yeni bir showun formatının gereği ise?..
Milliyet'te Alper Mestçi ile Hüseyin Özcan'ın "Serin Duruş"unda, televizyon hakkında söylenmiş öz-deyişler vardı dün.
Groucho Marks "Televizyonu çok eğitici buluyorum. Ne zaman biri açsa, odama gider kitap okurum" demiş.
David Frost'a göre de "Televizyon, istemediğiniz kişileri ağırlamanıza olanak tanır"mış...
Acaba Türkiye'nin sosyo-politik yaşamının bir bölüm aktörü de, sadece televizyon yüzünden mi günlük hayatımıza konuk oluyorlar?
Sahi... 18 şubat 2001 Çankaya kavgası ile başlayıp, ülkeyi yoksullaştıran "Ekonomik kriz"in aktörleri, şimdi "Yüce Divan Show"undan başka neye hazırlanıyorlar?
Cumhurbaşkanı Sezer'in, yeni showlardaki rolü ne olacak?
Ya da, "Being There" filmindeki "Bahçıvan" (Peter Sellers) gibi, sokakta karşımıza çıkan gerçekleri, uzaktan kumanda aleti ile değiştirmeyi mi denemeliyiz?
Gerçekten anlamak çok zor. "İkinci Bahar"ın kadınları neden birbirlerine bağırıp, "Ben çok namusluyum. Sen değilsin" diye tepiniyorlar?
"Serin Duruş"ta, bir başka alıntı daha vardı ekranlardan.
İbrahim Tatlıses, herhalde Pop Star'da olmalı, şöyle konuşmuş:
- Bu bir gerçektir. Reel bir durum değildir!
Ya yaşadığımız herşey, hem "Gerçek", hem de "Reel" birşeylerse?
DEP'lilerin tahliyesine dayanan hukuk reformlarının, gelip yeniden terör tartışmalarına katık edilmesi, reel bir gerçek olabilir mi?
Veya her özelleştirmenin yargı tarafından engellenmesi?
"İkinci Bahar"ın darbuka virtüözü Nurhan Bey, evdeki kadınların ilişkileri yanında, Türk sosyo-politik yaşamının çarpık ilişkilerini de yorumlasa olmaz mı?
Bu bizim kaçıncı sonbaharımız?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.