MEHMET BARLAS

22 Haziran 2005, Çarşamba

Çalışkan ve dost Recep Bilginer de yok artık

Biri basın ve edebiyat dünyasında iz bırakan, diğeri resim sanatına damgasını vurmuş iki eski dostu, Recep Bilginer ve Nuri İyem'i bir hafta arayla kaybettim.
Recep Bilginer'i (D.1922) tiyatroseverler "Yunus Emre", "İsyancılar", "Sarı Naciye", "Mevlana", "Oyun Bitti" ve özellikle "Parkta Bir Sonbahar Günüydü" oyunları ile hatırlayacaktır. Ama benim anılarımda Recep Bilginer, çalışkan, dostluklarına ve meslek dayanışmasına hem önem hem değer veren bir gazetecidir.
Gazeteciliğimin ilk yıllarında, 1960'larda Elif Naci ve Agop Arad'ın yanında vazgeçilmez üçüncü kişi olarak yer alırdı sohbet masalarında. Gazeteciler Cemiyeti yönetiminin Burhan Felek kadar vazgeçilmez isimlerindendi.
Gazeteciliğe 1944 yılında Vatan'da başlamıştı. Yazısından ötürü hapse girmek de, Belediye Meclisi üyeliği de vardı yaşam serüveninde. "Hapiste Bir Gazeteci" kitabında, İETT'nin Belediye Murakıbı olarak görev yaparken, Sultanahmet Cezaevi'ndeki ilk gece kendisine kötü muamele eden gardiyanın yıllar sonra karşısına aksi ve kaba bir biletçi olarak çıktığını anlatır.
Biletçinin "bilet" sorusuna, Bilginer, "basın" karşılığını verir. Biletçinin "Görelim" diye seslenmesiyle o sesi ve sahibini hatırlar. Biletçi, Sultanahmet Cezaevi'ndeki gardiyandır. Bilginer, "soğuk, asık, sinirli yüzün" sahibinin yaka kartını alır ve İETT'ye gelir. Sekreterine, aldığı yaka numarasını verip, numaranın sahibinin yanına gelmesini söyler. Ertesi gün bürosuna gelen Bilginer'in sekreterin karşısında geçmiş zamanın gardiyanı olan biletçi süklüm püklüm oturmaktadır... Bilginer biletçiye kendisini tanıyıp tanımadığını sorar. Biletçi tanımadığını söyler. Bilginer ona, otobüse binen insanlara artık bir mahkûm gibi değil bir müşteri gibi davranmasını tavsiye eder.
İnönü-Çakmak gerginliğinin son tanıklarından biri de gazeteci Bilginer'dir.
Kısa süre sonra (14 Nisan 1950) ölecek olan Mareşal Fevzi Çakmak, Teşvikiye Sağlık Yurdu'nda yatarken, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü onu ziyaret eder. Ama Çakmak İnönü'yü kabul etmez. Recep Bilginer, İnönü'nün Sağlık Yurdu'na gelişini izler ve Çakmak'ın neden onu kabul etmediğini Mareşal'in eşi Fitnat Hanım'ın şu sözleri ile öğrenir:
-Ankara'daki tapulu evimizi elimizden alan, bizi kiralık evlerde süründüren, bize kömür tahsis ettirmeyerek kara kışta tir-tir titrememize sebebiyet veren Milli Şef İnönü'yü eşim Mareşal Çakmak neden kabul etsin?
Recep Bilginer böyle binlerce anıyla sonsuz yolculuğuna çıktı. Onu hep güler yüzü, sevgili, saygılı hali ile hatırlayacağım.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.