MEHMET BARLAS

02 Kasım 2013, Cumartesi

Türban sorunsalının yokluğunda neyi tartışacağız?

Eski Çin'de iki kentin arasında demiryolu döşenmiş. Kentin yaşlılarından biri demiryolunu planlayan mühendislere "Bu yaptığınız bize ne kazandıracak" diye sormuş. Mühendisler de "Tren sayesinde zaman kazanacaksınız ve at arabası ile üç günde gittiğiniz komşu kentlere, birkaç saatte gidebileceksiniz" diye cevaplamışlar bu soruyu.
Yaşlı Çinliyi bu cevap tatmin etmemiş.
- Peki ama kazandığımız zamanı ne yapacağız, diye sormuş bu defa...
Buna benzer bir durumu bizler de Türkiye'de yaşamıyor muyuz?
"Kadın milletvekilleri TBMM'ye türbanla girerlerse ne olur" sorunsalı üzerinde yıllardır yapılan çeşitlemeler ve rejim tartışmaları bir anda buharlaştı...
- Peki şimdi bu çözümsüz sorun yok olunca, biz neyin kavgasını yapacağız?

Çok da kötümser olmayalım
Ancak zamanı boşuna ve müsrifçe harcama duvarında açılan bu deliğe takılıp, çok da kötümser olmaya galiba gerek yok. Hem toplumsal genlerimiz, hem de içinde bulunduğumuz coğrafya, zamanı harcamak konusunda bizlere sonsuz ufuklar açıyor.
- Abdülaziz öldü mü, öldürüldü mü?
- Abdülhamid iyi mi, kötü mü bir padişahtı?
Bu soruların farklı cevaplarına dayalı kamplaşmalarla, hâlâ zamanımızı geçirmiyor muyuz?
Ya da önce Adnan Menderes'in, sonra Süleyman Demirel'in, arkasından Turgut Özal'ın, ondan sonra Necmettin Erbakan'ın, son olarak da Tayyip Erdoğan'ın başbakan olmaları ertesinde "Laiklik tehlikede, şeriat geliyor mu" tartışmaları ile siyasette gölge boksu yapmadık mı?

Atatürk'le ilgili tartışmalar
Atatürk'ü Etnografya Müzesi'nden Anıtkabir'e taşıyan, "Atatürk'ü Koruma Kanunu"nu çıkartan, paraların üzerine Atatürk'ün resmini yeniden koyan Demokrat Parti, 27 Mayıs 1960'taki Atatürkçü darbe ile devrilmedi mi? Atatürk'ün cenaze töreninde "Seni sevmek milli ibadettir" diye konuşan Atatürk'ün son Başbakanı Celal Bayar, Atatürkçü cuntacılar tarafından Çankaya'dan sürüklenerek çıkartılmadı mı?
Ve bugün de mesela Marmaray'ı konuşurken "Atatürk olmasaydı veya olsaydı" ihtimalleri üzerinden, bu ulaşım sistemine karşı tutumumuzu belirlemeye çalışmıyor muyuz? Ya da Çamlıca'da öpüşen çiftler üzerinden Atatürk'ü gündeme getirmiyor muyuz?
- Kıbrıs 1955'te de kriz stokumuzdaki değerler arasındaydı, hâlâ çözümsüz bir kriz konusu değil mi?
"Kürt Realitesi bir güvenlik meselesi midir, yoksa siyasetin ilgi alanında çözüm bekleyen bir ülke gerçeği midir" sorusu hâlâ güncel değil mi?
21'inci yüzyılda da her 24 Nisan'da 1915'in "Ermeni Tehciri"ni hangi ülke "Soykırım" olarak kabul edecek diye, diken üzerinde yaşamıyor muyuz?

Acaba kim kimi harcadı?
Kendi ürettiğimiz ve çözümsüzlüğe bıraktığımız her sorunun gerçek nedenini "Bu bir Amerikan oyunu" diyerek 1950'den beri görmezden gelmeye çalışmıyor muyuz?
Ve mesela gerçekten "Profesyonel ordu"ya geçilse ve yüzbinlerce genç erkek "Asker kaçağı" konumunda bulunmanın ağırlığını artık taşımasa, doğan problem boşluğunu acaba hangi problemle doldurabiliriz?
Shakespeare "Düne kadar ben zamanı harcardım, şimdi de zaman beni harcıyor" der bir şiirinde... Galiba dün de bugün de biz zamanı harcadığımızı zannederken, hep zaman bizi harcadı.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.