MEHMET BARLAS

11 Kasım 2015, Çarşamba

Resmi ve ideolojik tarih öğretisi buharlaşırken

Atatürk'ün aramızdan ayrılışının 77'nci yıldönümü dolayısıyla düzenlenen törende yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın söylediklerinin altına imza atabiliriz. Bazı satırbaşlarını hatırlayalım bu konuşmanın...
"- Bu yıl 29 Ekim'de cumhuriyetimizin 92. yıl dönümünü coşkuyla kutladık. Ama bu yıl aynı zamanda Osmanlı Devleti'nin 716. kuruluş yıl dönümüydü. Yine bu yıl Anadolu topraklarındaki ilk devletimiz olan Selçuklu Devleti'nin kuruluşunun 940. yıl dönümüydü. Bu devletlerin hepsi de birbirinin devamıdır, bu bir zincirdir."

940 yıldır buradayız
"- Cumhuriyeti savunurken ne Osmanlı'yı ne Selçuklu'yu bir kenara koyabiliriz. Reddedemeyiz. Biz bir kabile devleti değiliz, biz asil ecdadın devamı olan bir devletiz. Elbet son devletimiz Cumhuriyetimize tüm gücümüzle sahip çıkacağız. Aynı zamanda Anadolu'daki devlet varlığımızın 940 yıllık geçmişini de unutmayacağız."

Tarih devamlılıktır
Gerçekten de bazıları için Cumhuriyet öncesi tarihi bilmek, hatırlamak ve değerlendirmek, adeta Cumhuriyet'e ihanet veya Atatürk'ü ve devrimlerini inkâr etmekle eşanlamlı değil midir? Oysa tarih bir devamlılıktır... Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sözleri ile "Gazi Mustafa Kemal'in 1919'da başlayıp 1923'te cumhuriyeti kurarak taçlandırdığı o büyük mücadelesi de, milletimizi vatansız bırakmama mücadelesi değil miydi?"

Resmi tarih öğretisi

Cumhuriyet kuşaklarının tarihi de, siyaseti de algılarken kafalarda oluşan kargaşanın ana nedeni, galiba bize verilen resmi ve ideolojik tarih öğretisindeki sığlıktır... Osmanlı tarihini "İyi padişahlar- Kötü padişahlar"ın öyküleri içeriğiyle ezberlemedik mi? Aldığımız bu eğitim ile "Cumhuriyet reformları"nın, "Tanzimat Reformları"nın bir nevi devamı olduğunu görebildik mi?

Ankara ve İstanbullular

Osmanlı'nın parçalanmasına neden olan Milliyetçilik akımlarına karşı, Cumhuriyet'in "Tek Milletli Devlet" politikasının, bir reaksiyon olduğunu kaçımız düşündük? Ve sonuçta Atatürk de, bu süreci son döneminde yaşayan bir Osmanlı subayı değil miydi? Cumhuriyet'in başkenti Ankara'yı, İstanbullular kurmadı mı?

Yeni bir dönem
Şimdi bu tarihi televizyon dizilerinden hafif çarpık biçimde olsa da yeniden öğrenen bir kuşak var... Ve bu arada Cumhurbaşkanları da, resmi tarih öğretisinin dışında yaklaşmaya başladı kendi tarihimize... Kısacası Cumhuriyet'in daha bilinçle değerlendirildiği bir ergenlik dönemindeyiz. Bu mutluluk vermesi gereken bir olgudur.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.