OKUR TEMSİLCİSİ - Yavuz Baydar
Sorular, cevaplar
Genç oyuncu Tuba Ünsal ile İlknur K. Akman'ın röportajı 12 Ağustos tarihli gazetenin Cumartesi ekinde yayımlanmıştı. Yalın'la Problemli Başlamıştık başlığıyla ekin ön sayfasından sunulan röportaj, ağırlıklı olarak Ünsal'ın pop şarkıcısı Yalın'la ilişkisini gündeme taşıyordu.
Ancak Tuba Ünsal, "Çok üzgünüm, ama düzmece bir röpörtaj bu" eleştirisini yöneltti.
Ünsal şu noktaları gündeme getiriyor:
*Röportajın başlığındaki 'Yalın'la problemli başlamıştık', yine baş sayfada altta 'Yalın'la aramızda şimdi bir şey var ve mutluyum' laflarını ben kullanmadım.
*"Neden boşandınız, başka birine aşık olduğunuz için mi?" sorusu bana sorulmadı. Ben o sorunun cevabı olarak yazılan cümleleri röportajın bitiminde söyledim, ayrıca yine aynı sorunun cevabı olarak yazılan, "erkek arkadaşımın ailesiyle gayet güzel bir ilişkim var" lafını da söylemedim.
*"Yalın'la beraber olduğunuzu uzun süre inkar ettiniz, şimdi öyle olmadığı anlaşılıyor'' gibi bir soru da gelmedi. Cevap olarak yazılan cümleler ise Pınar Altuğ ile ilgili söylediklerimdir.
*"Siz Yalın'la böyle bir dönemden geçtiğiniz için mi ilişkinizi saklamak istediniz?'' gibi bir soru da gelmedi ve "şimdi var ve söylüyorum'' da demedim... Röportajın en başında ısrarla "özel hayatımla ilgili konuşmak istemiyorum" demiş olan birisi bunları zaten söylemez.
İlknur Akman'dan şu yanıtı aldım:
"Bir gazetecinin görevi bir konuşma bandını çözüp, olduğu gibi yazıya dökmek değildir. Röportajlar aslında birer sohbettir ve gazeteci o sohbeti düzenlemek, ona şekil vermek ve kendi yorumunu da katmak durumundadır. Tabii buna söylenmemiş hiçbir şey eklememek kaydıyla. Tuba Ünsal, 'Ben Yalın'la birlikteyim demedim,' diyor. Haklı olabilir. Ama bir gazeteci size 'Yalın'la birlikte olduğunuz yazıldı, nedir bu ilişkinin aslı?' diye sorduğunda, siz 'Ben çok zor günler atlattım, o da. Halletmemiz gereken şeyler vardı. Aramızda bir türlü bir şey olamadı. Ama şimdi var ve söylendi. Ama kimse benden erkek arkadaşımla çıkıp elele poz vermemi beklemesin' dediğinde, kimse burada bahsi geçen kişinin Yalın değil de, 'Sarı çizmeli Mehmet Ağa' olduğunu düşünmez sanırım. Aynı şekilde 'Siz özellikle mi ilişkinizi saklamak istediniz?' gibi bir soruya 'İlişkilerin evreleri vardır. Buna doğru olur mu bilmem ama Pınar Altuğ'dan örnek vereyim...' diye konuşmaya başlar ve bir başkasının üzerinden kendinizi anlatırsanız, bunu değil bir gazeteci, akıl fikir sahibi kimse 'Ben Pınar Altuğ'u anlattım, kendimi değil' diye anlamaz."
"Evet, burada benim de bir hatam olabilir, o da 'Yalın'la problemli başlamıştık,' başlığını kullanmış olmam. Tuba Ünsal tam tamına böyle bir cümle kurmamıştır. Ancak 'Çok zor günler atlattım ben, o da öyle. Halletmemiz gereken şeyler vardı' cümlesi sarf edilince, ben de böyle bir başlık atmakta mahzur görmedim. Bir söz vardır, 'Algılanan gerçektir' diye. Bu röportaj da benim akıl ve algılarımı göz ardı etmeden hazırladığım bir röportajdır. Hepsi bu."
Yorum:
*<ı>Ünsal'ın <ı>ön <ı>adı <ı>boydan <ı>boya <ı>yanlış <ı>yazılmış.
<ı>Tuğba <ı>değil, <ı>Tuba <ı>Ünsal <ı>olmalıydı.
*<ı>Ünsal, <ı>ilk <ı>eleştiri <ı>noktasında <ı>haklı. <ı>O <ı>sözler <ı>mülakatta <ı>yok. <ı>Öyle <ı>asla <ı>verilmemeliydi.
*<ı>İkinci <ı>eleştiride <ı>kısmen <ı>haksız. <ı>Çünkü <ı>mülakatın <ı>sonundaki <ı>o <ı>cümleleri <ı>'ilişki <ı>ile <ı>sorunuza <ı>bunları <ı>da <ı>ekleyin" <ı>diyerek <ı>zikrediyor. <ı>"Erkek <ı>arkadaşım..." <ı>ile <ı>ilgili <ı>cümlesi <ı>dil <ı>karmaşası <ı>içinde, <ı>ama <ı>iki <ı>kez <ı>bu <ı>kavramı <ı>kullanmış.
*<ı>Soru <ı>konusunda <ı>da <ı>Ünsal'a <ı>hak <ı>veriyorum. <ı>Arada <ı>Yalın'lı <ı>bir <ı>cümle <ı>yok. <ı>Dolayısıyla <ı>burada <ı>"kastedilen <ı>Yalın'dır" <ı>diye <ı>yorum <ı>yapılamaz. <ı>Ünsal <ı>ne <ı>diyorsa <ı>aynen, <ı>öylece <ı>aktarılmalıydı.
*<ı>Mülakatın <ı>bu <ı>kısmı <ı>çevre <ı>gürültüsünde <ı>zorlukla <ı>anlaşılıyor. <ı>Ama <ı>"gerektiği <ı>zaman <ı>söylendi" <ı>cümlesini <ı>duydum. <ı>"Şimdi <ı>var <ı>ve <ı>söylüyorum" <ı>ifadesinden <ı>farklı <ı>bi <ı>ifade...
*<ı>Gazeteci <ı>mülakatı <ı>elbette <ı>kurgular, <ı>konulara <ı>böler, <ı>anlamını <ı>bozmayacak <ı>şekilde <ı>kısaltır. <ı>Ancak <ı>mülakatlarda <ı>sözlere <ı>tam <ı>sadakat <ı>şarttır. <ı>Kaynak <ı>ne <ı>diyorsa <ı>aynen <ı>odur: <ı>Sözleri <ı>"ima" <ı>üzerine <ı>yorumlanamaz, <ı>tahrif <ı>edilemez.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.