BERCAN TUTAR
Sarı yelekliler başaramazsa sıra kırmızılara gelecek
Dünya yeni bir dizayn sürecinden geçiyor.
Yeni dönem sadece ikili, bölgesel ve küresel ölçekteki anlaşmalarla değil aynı zamanda dünyanın dört bir yanında baş gösteren gerilim ve çatışmalarla da şekilleniyor.
Bu bağlamda ortaya çıkan her krizi geleceğe yönelik devreye sokulan birer jeo-politik proje olarak görmek mümkün.
Fransa'da başlayıp Avrupa'ya yayılan 'sarı yelekliler' liderliğindeki isyandan Karadeniz'de Rusya ve Ukrayna arasında uç veren Kerç Boğazı krizine, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın hunharca öldürülmesinden AB'nin parçalanışını simgeleyen Brexit gerilimine, Brezilya'daki seçimlerden istikrar arayışındaki Pakistan ve Afganistan'da aniden tırmandırılan şiddete, ticaret savaşlarından 'yeni Nafta' USMCA'ya, İran ambargosundan Deutsche Bank'a yönelik kara para operasyonuna, Kuzey Kore'den Arakan, Filistin, Suriye, Irak ve Yemen'e uzanan coğrafyalardaki kronik çatışmalara kadar hemen her sorun, küresel siyaseti yeniden inşaya yönelik birer domino hamlesidir.
Aslında G20 liderlerinin Arjantin'in başkenti Buenos Aires'teki iki günlük zirvesinde de gördüğümüz üzere ABD ile dünyanın geri kalanı arasında şiddeti giderek artan bir mücadele var.
Oysa G-20'nin resmi gündemi 'Adil ve Sürdürülebilir Bir Kalkınma için Fikir Birliği İnşa Etmek'ti. Fakat şahit olduğumuz realite tam bir 'küresel yönetişimsizlik veya dünya düzensizliği' gösterisi oldu.
Özellikle ABD Başkanı Donald Trump'ın küresel işbirliğini reddeden 'Önce Amerika' siyaseti, dünyada barış ve istikrar yerine çatışma ve krizleri tetikleyen başlıca unsur.
Haliyle çatışmalar, korumacılık, ithalat kısıtlamaları, gümrük duvarları, bloklaşmalar, keyfilik ve hukuksuzluk uluslararası siyasette yeni norm haline geliyor.
Ancak ABD, vesayet altına alamadığı rakip ülkelere bazı alanlarda taviz verirken Fransa, İngiltere, Almanya, Brezilya, Pakistan, Suudi Arabistan gibi etkisi altındaki aktörlerin en küçük bağımsız siyaset arayışını dahi şiddetle cezalandırıyor.
Bu anlamda Avrupa ordusu kurup Rusya, Çin, Türkiye ve İran'a karşı ABD'den farklı otonom bir siyaset izlemeye çalışan Fransa ve Almanya liderliğindeki ülkelerin karşılaştıkları ilk uyarı sadece 'sarı yeleklilerle' sınırlı kalmayacaktır.
ABD müttefiklerini darbe, kaos, suikast ve ekonomik saldırı gibi 'denetim mekanizmalarıyla' hizaya sokmakta mahir bir ülke.
Nitekim Rusya ve Çin'e biraz göz kırpan Suudilerin Cemal Kaşıkçı kriziyle nasıl köşeye sıkıştırıldığını gördük.
Dolayısıyla ABD'nin Avrupa ve Ortadoğu'daki müttefikleri eğer bu tür 'sarı uyarılarla' yetinmezse bu kez 'kırmızı tondaki' daha ağır ihtarların devreye gireceğinden kimsenin kuşkusu olmasın.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.