BERCAN TUTAR
Amerikan gramofonlarının ‘Wagner operası’
Rusya'da özel güvenlik şirketi Wagner'in isyanı ciddi bir darbe girişimiydi. Fakat dayanakları zayıftı. Bu nedenle ne halktan ne de ordudan destek görebildi. Dolayısıyla Rusya Savunma Bakanlığı bünyesine katılması konusunda kalemi çoktan kırılmış bir grubun serzenişi şeklinde başladı ve o hızla da sona erdi.
Ne var ki Rusya karşısında sıkışan Batı dünyası her hadisede olduğu gibi Wagner Grubu lideri Yevgeni Prigojin'in şikâyetini dile getiriş tarzını manipüle ederek isyanı, Vladimir Putin'in yıkılışını müjdeleyen bir opera şeklinde lanse etti.
İsyan başlar başlamaz Batı dünyası ve yandaşları, Kremlin'deki rejimin siyasi olarak iflas ettiğini vurgulayarak erkenden zafer naraları attı.
24 saat içinde sorun çözülmesine rağmen suçlama ve propagandalarına devam ederek Putin'in imajının sarsıldığını ve Ukrayna savaşının Kremlin'in gücünü kırdığını ilan ettiler. Psikolojik harpte yeni rekorlar kırdılar. Batılılara diyecek bir şey yok. Onlar elmaları armut yaparak her olayı ve gelişmeyi zaten Putin'i şeytanlaştırmak ve imajını baltalamak için kullanıyor.
***
Neymiş, Rusya zayıf bir devletmiş. Orta ölçekli bir güçmüş. Putin'in kuvvetli bir ordusu, siyasi rejimi ve desteği yokmuş. Bunu diyenler, Batı'nın bütün desteğine rağmen Kırım'ın ilhakından sonra Rusya'nın nasıl oluyor da Ukrayna'nın dörtte birini daha almasını ve küresel ekonomik ambargoyu hangi mekanizmalarla akamete uğrattığını nedense sorgulamaya yanaşmıyor.
Bu açıdan Wagner krizi, Batı'nın Rusya karşısında Ukrayna'da ne kadar çaresiz kaldığının da göstergesi oldu. Zira o çok övündükleri Ukrayna güçlerinin NATO destekli bahar harekâtı sonuçsuz kaldı. Bahardan sonra neredeyse yazın ilk ayı da bitmek üzere. Yani Batı destekli Ukrayna güçleri Rusya hatlarını hâlâ yaramadı.
O yüzden Batı dünyası Çin, Hindistan ve Türkiye'yi yanına çekmeden Rusya'yı Ukrayna'da durduramayacağının farkında. Zira Wagner krizi de gösterdi ki içeriden Putin'in kararlılığını sarsmaları mümkün değil.
***
Burada olan bizim yerli Amerikan gramofonlarına oluyor. Ne var ki Batı adına kraldan çok kralcı takılan bu tip insanlar bürokraside, akademide, medyada ve iş dünyasında hâlâ en kritik pozisyonlarda baş tacı ediliyor. Bu mesele aslında en ciddi ulusal trajedimizdir.
Türkiye Yüzyılı önündeki en derin meydan okuma hiç kuşkusuz ülkemizdeki en örgütlü yapı olan Amerikan gramofonlarının çökertilemeyen varlığı ve sahip oldukları bu arsız Batıcı zihniyettir.
Wagner krizi bu zihniyetin ülkemizde yeniden hortlamasına yol açtı. Görünmesini sağladı. Bu nedenle "Olay Rusya'da geçiyor" deyip geçmemek lazım. Aksine tam da bu noktada durup vesayetçi Atlantikçi anlayışın her açıdan ülkemizin geleceği önündeki en büyük tehlike olduğunu inatla hatırla(t)mak gerekir.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.