BERCAN TUTAR

02 Haziran 2026, Salı

Türkiye: Küresel kısırdöngünün tek panzehri

Your browser doesn’t support HTML5 audio

İran savaşı ve Hürmüz krizinde gözler bölgesel aktörlerin yanında Çin ve Rusya'ya da odaklanıyor. Zira ABD yeni küresel stratejide bu iki rakip güç ile ilişkilerini istikrara kavuşturmaktan yana bir tutum sergiliyor. ABD Başkanı Donald Trump, mevkidaşı Rus lider Vladimir Putin ile son görüşmesini 15 Ağustos 2025'te Alaska'da gerçekleştirdi. Toplantı iki ülke arasındaki açık düşmanlığı sona erdiren bir manifesto niteliğindeydi. Trump, Çin lideri Şi Cinping ile de 15 Mayıs 2026'da Pekin'de görüştü.
Geçen asrı ABD ve Rusya gibi iki ülkenin ilişkileri şekillendirdi. Çin geçen asırda Rusya kadar belirleyici olamadı. Aynı gerçeklik 21. yüzyıl için de geçerli. Ne var ki SSCB'nin yıkılmasından sonra küresel arenaya geri dönen Rusya'nın etkisi geçen yüzyılda olduğu gibi fazla kapsayıcı değil.
Kendi hinterlandı ile sınırlı kalan bölgesel kutuptan öteye geçemeyeceğini gördük Kremlin'in. Karabağ, Libya, Suriye, Venezuela, İran ve Küba'daki gelişmeler bize Rusya'nın Ukrayna'daki gibi belirleyici olamayacağını, hatta rahatlıkla "by-pass" edilen bir güce dönüştüğünü gösterdi.

***

ABD ve Rusya ilişkisi soğuk savaş algısıyla malul olsa da ideolojik alandan çıkıp jeopolitik sahaya geçtiğimizde iki aktörün çok iyi uzlaşan ve dünyayı nüfuz alanlarına göre paylaşan birer emperyalist aktör olduğunu unutmamak lazım.
Fransız siyasi düşünür Alexis de Tocqueville'nin 1835'te yayımladığı "ABD'de Demokrasi" kitabında yaptığı öngörü aslında hâlâ geçerliliğini koruyor. Tocqueville o tarihlerde ABD ile Rusya'yı "kıtasal güce sahip aktörler" diye niteliyor.
Ona göre dünyanın yarısının kaderi bu iki ülkenin elinde bulunuyor. Günümüzde bu iki aktörün kıtasal etkileri hâlâ devam ediyor. Hâlâ dünyanın yarısının, hatta daha fazlasının kaderi yine bu iki aktörün elinde bulunuyor. Bu küresel kısırdöngüyü kırabilecek çok az sayıda aktör var. Avrupa'yı aralarında bölüşen ABD ve Rusya aynı şeyi dünyanın geri kalanı için de yapmıştı, hâlâ da yapıyorlar.

***

Fakat bu etkileri artık azaldı. Özellikle Batılı olmayan modern dışı kalkınmanın iki yıldızı olarak gösterilen Türkiye ve Çin'in yükselişi, ABD ve Rusya'nın tekelindeki küresel kısırdöngüyü zorlamaya başladı. Ukrayna savaşından sonra İran savaşını da bu küresel uzlaşı ve kısırdöngünün kırılma a(la)nlarından biri olarak görmek lazım.
Hâliyle ABD ve Rusya, Türkiye ve Çin gibi yeni oyun kurucu aktörlerin hegemonik etkilerini hesaba katarak Ukrayna'dakine benzer bir çözümü İran'da da devre sokmak için çabalıyor. Burada Avrupa'nın belirleyici ve karar verici bir pozisyondan uzak ikincil bir aktör olduğunu unutmamak lazım.
Atlantik'ten Pasifik'e, Afrika'dan Latin Amerika'ya ve Hazar'dan Yemen Körfezi'ne kadar uzanan sahalardaki jeopolitik gelişmelerde bütün hesapların Türkiye ve Çin'e göre yapıldığını göz ardı etmemek lazım. Buna İran ve Hürmüz krizi de dâhil. Ne var ki Çin son kertede Amerikan sistemi içinde yer alan bir aktör. Geriye küresel kısırdöngünün tek panzehri olarak sadece Türkiye kalıyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.