BERCAN TUTAR
Siyonizmi sarsan jeopolitik kırılma
ABD'nin 107 günlük savaştan sonra dün İran ile imzaladığı anlaşma jeopolitik küresel tablodaki büyük güçler uzlaşısında yeni bir kritik aşamaya tekabül ediyor. Unutmayalım asıl değişim kurşunlardan önce kelimelerde başladı. Amerikan yönetimi, Donald Trump ile birlikte kendini ve dünyayı yeniden ta(h)rif etti, tanımladı.
Trump'ın söylem düzeyinde yaptığı ilk hamle, ABD'nin tek kutupluluk iddiasından vazgeçip "Önce Amerika" stratejisini ilan etmek oldu. Terminolojideki bu değişiklik sahada zaten gerçekleşmişti. Bir bakıma ABD, sarsılan reel pozisyonunu jeopolitik gerçeklere göre yeniden uyarladı.
Söylemdeki değişimin reel-politik sonuçlarını ilk olarak Ukrayna üzerinden Batı Avrupa'da, Gazze ve İran üzerinden İslam coğrafyasında ve Venezuela üzerinden ise Latin Amerika'da gördük, görüyoruz.
Bu çevrede ABD ilk olarak rakip ve müttefik tanımını değiştirdi. Türkiye, Rusya ve Çin gibi "rakip veya düşman" kategorisindeki aktörlerle yeni stratejik ilişkiler kuruldu. Bu üç aktörle temasa geçilip yeni uzlaşılara varıldı. Ankara, Moskova ve Pekin artık düşman değil ABD'nin yeni çok kutuplu küresel düzeninin ana omurgasını oluşturan birer burca dönüştü. Avrupa, Kanada, İngiltere ve İsrail gibi kadim müttefiklerle ilişkilerde ise hâliyle kırılmalar yaşandı.
***
Benzer bir yaklaşım Gazze, Suriye ve İran krizlerinde de karşımıza çıkıyor. Burada da ABD'nin stratejik müttefiki İsrail zemin kaybederken Türkiye'nin çok daha kilit konuma yükseldiğini görüyoruz. Gazze'deki ateşkeste de 8 Aralık 2024'teki Halk Devrimi'nden sonra Suriye'deki yeni yapılanmada da Irak'taki yeni süreçte de ve son olarak İran ile savaşta da belirleyici faktör İsrail'in taleplerinden çok Türkiye ile temsil edilen bölge ve İslam dünyasının dinamikleri oldu.
***
Venezuela'da da Moskova ve Pekin'in yeşil ışığıyla hareket eden ABD, 3 Ocak 2026'daki operasyonda istediğini elde etti. Şimdi, İran'dan sonra hedef olarak belirlenen Küba'da yine büyük aktörlerin üzerinde uzlaştıkları senaryo hayata geçirilecek.
Hâsılı kelam, ABD'nin Avrupa ve İsrail gibi müttefikleriyle tek başına inşa etmek istediği küresel sistem projesi akamete uğradı. Şu an Türkiye, Rusya ve Çin'in başat aktör olduğu yeni bir küresel tasarım söz konusu. Bu dizaynın da en çetrefilli sahası, İran'ın merkezinde bulunduğu Körfez, Ortadoğu, Kafkasya, Orta Asya, Hazar havzası ve Hürmüz Boğazı ile Hint Okyanusu ve çevresindeki ticaret ve enerji geçiş yollarıdır.
Dolayısıyla yeni küresel haritada Avrupa ve İsrail eskiden olduğu gibi merkezi konumda değil. Artık istedikleri gibi at koşturamıyorlar. Zaten ABD'nin İsrail'i "by-pass" ederek İran ile vardığı anlaşma bunun en somut kanıtı. Bölgemiz ve dünya için yeni bir post-siyonist dönem başlıyor. Ve bu yeniçağın tartışmasız en güçlü aktörü de Türkiye olacaktır. Zira ABD ve İran anlaşması gibi siyonizmi sarsan jeopolitik kırılmalar bize bunu gösteriyor.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.