BERCAN TUTAR
Beyaz Saray’daki kirli takas: İran’a karşılık Tayvan
ABD Başkanı Donald Trump, mayıs ayında Pekin'de bir araya geldiği Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile bu yıl ikinci kez buluşacak. Trump, ABD'deki 3 Kasım ara seçimleri öncesi Çinli mevkidaşını 24 Eylül'de Beyaz Saray'da ağırlayacak. İki lider, küresel enerji arzını sarsan Hürmüz ve Babülmendep krizleri ekseninde İran ve Ukrayna savaşları ile ticaret ve Tayvan'dan nadir elementler, yapay zekâ ve yüksek teknolojiye kadar çeşitli başlıkları masaya yatıracak.
ABD'de kamu borcunun 40 trilyon doları aştığı ve Çin ekonomisinin ise üst üste ikinci yıl 1 trilyon dolarlık ticaret fazlası verdiği bir dönemde Trump'ın temel stratejisi İran savaşında Moskova'dan sonra Pekin'i de kendi safına çekmek.
Çünkü ABD, 1973'te çok sıkıştığı Vietnam'da SSCB ve Çin ile uzlaşarak çıkış yolu bulabildi. 53 yıl önce stratejik müttefikleri Vietkong'a ihanet edip ABD ile anlaşan Rusya ve Çin aynı stratejiyi Devrim Muhafızları'na karşı da devreye sokmaktan çekinmeyecektir.
***
Zaten Suriye, Venezuela, Küba, Brezilya, Afganistan, Karabağ, Libya, Ukrayna, Gazze, Lübnan, Yemen ve İran gibi belli başlı kriz alanlarında sürekli Küresel Güney'deki 'müttefiklerine ihanet edip can düşmanları diye lanse ettikleri ABD ile ortak hareket eden Rusya ve Çin'in bütün foyaları artık ortaya çıkmış durumda.
Artık deşifre olan 'küresel şer ekseni' ittifakında Çin ve ABD'nin ortaklığı ise sanılandan çok daha derindir. Pekin kuşku yok ki İran savaşında zorlanan ABD'ye gerekli her tür yardımı yapacaktır.
Çünkü SSCB'nin dağılması sürecinde ve dağıldıktan sonraki dönemde de Rusya'nın renkli devrimlerle kuşatılmasında ve terörle savaş adı altında İslam dünyasına yönelik emperyalist dizayn hareketlerinde Çin hep ABD'nin devreye soktuğu küresel politikaların bir numaralı lokomotifi oldu. Bunun karşılığında da ABD, sermaye ve teknolojisini Çin'e akıtarak ucuz işgücü sayesinde Pekin'i küreselleşmenin en işlevsel aracına dönüştürdü.
***
İki ülkenin şu anki gündeminde geçen yıl ekimde Güney Kore'de varılan ve 10 Kasım'da sona ermesi planlanan 'gümrük vergileri ateşkesi'nin uzatılması var. Oysa ticari rekabetleri öyle yıkıcı değil. Çünkü iki ekonomi de iç içe geçmiş halde. Ayırmak çok zor.
Haliyle Tayvan gibi krizler aslında 'cambaza bak' uyanıklığından başka bir şey değil. 1971'de BM'nin Tayvan'ı üyelikten çıkartıp yerine Çin Halk Cumhuriyeti'ni almasının en büyük nedeni Pekin'in Washington ile vardığı uzlaşıydı. Pekin, Vietnam savaşı ve SSCB'ye karşı yürütülen Soğuk Savaş'taki desteğe karşılık bu jestle ödüllendirilmişti.
Bu bağlamda Tayvan krizi her açıdan büyük bir küresel manipülasyon. ABD'nin zaten Tayvan'la diplomatik ilişkisi yok. Bu diplomatik jeste karşılık Pekin de ABD'nin adaya silah satmasına sessiz kalıyor. Çünkü öyle sanıldığı gibi ABD, Tayvan'ın bağımsızlığına da destek vermiyor. Washington geleneksel politikasını her yıl Tayvan'ın 'bağımsızlığı desteklemediği' ifadesiyle ilan ediyor.
Ancak Şi, İran jestine karşılık dostu Tump'tan Tayvan konusunda biraz daha 'netlik' istiyor. Şi, "Tayvan'ın bağımsızlığına destek vermiyoruz" yerine ABD'nin "Tayvan'ın bağımsızlığına karşıyız" demesini bekliyor. Ukrayna karşılığında Rusya'yı yanına çeken Trump, İran savaşında istediğini alır almaz Tayvan dosyasında Çin'e her tür tavizi vermekten çekinmeyecektir.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.