OSMAN ALTINIŞIK (ANKARA)

09 Aralık 2019, Pazartesi

Kibir, kibirlenmek!

Hayatımızı son derece olumsuz etkiliyor… Ancak bazı durumlarda kişilerin doğal yapısından kaynaklanıyor. Bireysel ve toplumsal etkisi kısa sürede gün yüzüne çıkıyor.
Kibir kelimesi kendini herkesten üstün tutma, büyüklenme, böbürlenme anlamlarını taşıyor.
Nefret edilen insan tipi olarak adlandırabiliriz.
Kendini başkalarından üstün görmekle çevresine negatif enerji yayar… Kibir, başkalarını beğenmeme ve diğerlerinden kendini üstün görme davranışıdır.
Bakıldığında bireyin kişilik bozukluğundan kaynaklandığını da ifade edebiliriz.
İnsan kendi içinde gizli büyüklenme hissine sahip olabilir. Bu his zaten genellikle gizliden yürütülür. İnsan kibrini ilan etmez. Hepimizin içinde bir şekilde büyüklük güdüsü vardır. Bunun farkına varmak epey zordur. Az ya da çok, büyüklük iddiasındayız… 'Ben olmasam bu seçimi kaybederdik' ifadesi bir böbürlenme, büyüklük güdüsüdür.
Bu iddianın kibir olması ölçüsüne bağlıdır. Büyüklük iddiasının aşırı olanı toplum tarafından ayıplanmıştır.
Kibir ise inancımız gereği günah, yani suç sayılmıştır. Davranış olarak dışa yansıyanı toplum cezalandırır.
Bir başka ifade ile geçmişteki bakanlık görevini şimdiki belediye başkanlığı görevinin önünde tutma eylemidir. Toplum bu durumu alaycı, küçümseyici ve zavallı olarak değerlendirir.
Bu modeller var mı? Olabilir… İşte tam da bu noktada 'kibir' devreye giriyor. Kibir, kötü huydur, haramdır.
Allahü telâyı unutmanın alametidir.
Kibirli olan, salih insan olamaz. Kibirli değilim diyen, kibirlidir. Kibir her iyiliğe engeldir, her kötülüğün baş anahtarıdır.
Büyüklenme doğaldır, ancak aşırı olanı, yani temelsiz büyüklenme hoş görülmez. Kibrin ilanı ise ayıptır.
Kibri ahlaksız kılan da ilan edilmesidir.
Büyük olduğunu söylemek edepsizliktir.
Tevazu, yani alçak gönüllülük tam da olması gereken "davranıştır." Kendinizi istediğiniz kadar büyük görebilirsiniz, ancak bunu davranışa dökmek kabul edilemez. Herkes hayal kurar ve dünyanın hâkimi olduğunu bile tasarlar. Hayallere engel olamayız.
Önemli olan bunu hayata zorlamamak, diğerlerini gücendirmemek… Biz toplumsal canlılarız. Kibir davranışını kaldıramayız. Tam tersi olan tevazu ise sevap, yani doğrudur. Ne kadar büyük olsak ve büyük olmayı hayal etsek de toplum herkes için alçak gönüllü olmamızı bekler.
'Tevazu'u elden bırakmamak gerekir

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.