ÜNAL ERSÖZLÜ (EGE)

09 Aralık 2012, Pazar

Hayat Notları: Ben içinde ben

Kim bilir hepimizin içinde, bildiğimiz dışında, kaç 'ben' vardır acaba!
Senin, benim, hepimizin içinde; kim bilir kaç 'ben'!
Bazen kendimizi dışarıdan bir gözle izlediğimizde, bir seyirci gibi baktığımızda kendimize, fark ederiz bunu belki.
Sanki sezgisel olarak kendi derinlerimizde anlarız, diğer 'ben'lerimizi.
Belki de 'ben' sandığımızın, sınırsız bütün boyutlarını.

***

Ama hiç öyle kolay bir iş değil sanki bu.
Sadece bir 'ben' dışında; başka 'ben'lerimiz olduğunu bilebilmek bile; kendi yarattığımız gölgemizi yavaş yavaş keşfetmeye mi benzer acaba! Belki de Tao'culuğun kurucusu Lao Tsu'nun, binlerce yıl önce seslendiği gibi midir, insana:
"Başkalarını bilmek bilgeliktir;
Kendini bilmek aydınlanmadır."
diye...
***

Evet, hepimiz yeryüzünde yürüyen bitap yolcular gibiyizdir. 'Yeryüzü misafirliği' farkındalığından bazen çok uzak düşen, ama bunu algılamasa da; aslında o yürüdüğü yolun mutlak bir parçası olan; sessiz, çığlıksız; bazen çığlıklı yolcular...
Seven, sevmeyen; aşık olan, olmayan yolcular... Yolda olan; varılacak hedef kadar, yolun kendisinin değer taşıdığını bilen ya da bilmeyen, sezen ya da sezmeyen, anlayan ya da anlamayan, ama hep yolda olan, yeryüzü yolcuları...
İçlerinde bildikleri 'ben'ler dışında, başka 'ben'ler de taşıyan yolcular...
***

Belki de pek çok 'ben'lerimizin olması nedeniyle midir, asırlar öncesinden günümüze ulaşan, insana yönelik o gizemli 'kendini bil' çağrısı... Sıradan iki kelime gibi değil mi? Oysa insanlığın belki en eski, en temel manevi öğretilerinden biri; 'Kendini Bil' seslenişi. Zamanın bilgeleri, insana bunu öğretti. Samos'ta doğup, uzun yıllar Mısır'da kaldıktan sonra, İtalya'nın güneyindeki bir Yunan kenti olan Kroton'da, bir okul ve öğrencilerinden topluluk oluşturan Pisagor bile, bunu yansıtıyordu. İyonyalı filozof, matematikçi Pisagor'un (MÖ 570-495) kurduğu okulun kapısında; 'Kendini Bil' yazıyordu.
***

Asırlar önce Delfi kahinlerinin ünlü tapınağının girişinde de, 'Kendini Bil' yazılıydı...
Bütün manevi kişilikler, insanı önce 'kendini bilmeye' davet etti.
Bunu aşk ile aşkın içinde yaptılar.
İnsana insandan bir sevgi denizinin içine, sevgiyle akarak yaptılar bunu.
İnsanın 'kendisini bilince', 'kendisini tanıyacağına', ayrıca en derinindeki, içindeki öze ulaşacağına, onunla bütünleşeceğine inandılar. Yine bunu da yaparken, 'ben'liğinde pek çok 'ben' ile karşılaşacağını insanın, onlar belki bizden çok önce biliyorlardı.
***

İşte koca Yunus Emre de, acaba yine aynı gerçeği mi yazmıştı:
"Severim ben seni candan içeri
Yolum vardır bu erkândan içeri.
Beni bende demen, bende değilim
Bir ben vardır bende, benden içeri."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.