ÜNAL ERSÖZLÜ (EGE)
'Beni Tanısaydın'
Psikolog Eugene Kennedy yıllar önce, "Beni gerçekten tanısaydın, yine de sever miydin?" diye sormuştu. Zaten aynı adı taşıyan bir kitap da yazmıştı. Günümüz insanının temel sorusudur bu. Gerçekten insanlar, birbirlerini bütün boyutlarıyla tanısalardı, acaba birbirlerini severler miydi? Yunus Emre gibi "Yaradılanı severim Yaradandan ötürü" diyorsanız; yani derinlerde hissedip, bu bilgeliğe azıcık dokunduysanız, diyecek söz yok.
İnsanı, insanın aslını çok sevmenin; gönüllü mahkumlarıyız özünde.
Hayat insan ilişkileri üzerine kurulu. İnsan iletişiminin sıcak tadında büyür dostluklar.
Yine de yukarıdaki soru, hep zorlar insanı. Çünkü bazen insan, insanı yanıltır. Ama gönlünüz zenginse, 'insan olmayı yüceltmenin' peşine düşmüşseniz; küçük bir es 'verip', kendi adanıza çekilip, dinginlikler denizinde yüzmeye devam edersiniz.
Doğrusu budur: Arınmak.
The Beatles'in efsane şarkıcısı John Lennon'un (1940-1980) sözlerindeki gibi:
"Hayat, siz başka planlar yaparak meşgul olduğunuz sırada, size olan şeydir."
(1980 bestesi, 'Beautiful Darling Boy'dan)
Gerçekten de böyle değil midir! Neyi ne kadar planlayabilirsiniz! Belki de bu büyük yeryüzü sahnesinde, ancak rolünüzü oynarken, oynadığınız anı şekillendirir, planlarsınız. O kadar. Zaten sizin planladığınızı sandığınız da, evrensel kozmik planın bir parçasıdır belki.
Bu sevgiyi hissettikçe, sevgi zinciri daha büyür. Sevgi adım adım yayılır. Çünkü kalabalıklar içinde, ıssızlaşan sevgisizliğin okyanusunda kaybolmak, yitip gitmek istemez kimse.
Bu nedenle sevilmek için çaba harcar, sevilince sever güzel insan. Ama eğer hayatı, sadece başkalarının sevgisine, ilgisine, normalden çok kilitler; bu zeminde kurgular ise insan, kendisine güvensizlik uçurumlarına sürüklenir. İşte orada, normalin üstünde 'sevilmek' ihtiyacının ördüğü kozada, bilinç dışında 'nevrozların' saklanmış teslimiyeti vardır.
Olmadığımız biri olmaya çalışmanın, ağır o çarpık giysilerini üstümüzden sıyırmak, ne hoştur.
İnsanın berrak, çıplaklaşan ruhunu keşfetmek ne çok yücedir.
Hani günümüzde sık sık 'kendimiz olmak' dedikleri; sonra da aslında 'kendimiz olma' fikrinin bile, hep birlikte konumlandırılmış, sistemce zorla giydirilmiş bir poz haline dönüştürülmesi, ne çok kötü bir hal mesela. Ne kadar çok itici. Nasıl kaygı verici...
Belki de asırlar öncesinin büyük sufisi, filozof İbn Arabi'nin; 'her şeyi birden görmek ve her şeyden biri görmek' anlayışında; insanın hakikatle yüzleşmesi; 'kendini bilme' haliyle ilgilidir. Kendini bilen, kendini tanır; kendini tanıyan da, gerçekten kendi olur çünkü.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.