ERSİN RAMOĞLU (GÜNEY)
Kibir
Reis'in en çok kızdığı şey kibirdir...
Başkan Erdoğan konuşmalarıyla teşkilatına ayna tutuyor.
Mesajlarının adresi net.
Fon meselesinde ise, "Kimse bizi başkalarıyla karıştırmasın" dedi.
Reis, Özgür Özel gibi hırsızlığı belgelenenleri savunmadı.
Mahallesindeki kibir abidelerine de mesajı sertti.
Makamı büyüyünce kendini büyütenlere...
Millete tepeden bakanlara...
AK Parti'nin kuruluş ruhu ile şahsi hesabını karıştıranlara...
Başkan Erdoğan, 25 yıllık siyasi yürüyüşünde bazılarının "kibir tuzağına düştüğünü", kimilerinin ise şahsi davasını milletin ve ümmetin davasının önünde tuttuğunu haykırdı.
Çünkü Erdoğan'dan yana gibi görünüp Erdoğan'ı devirmeye çalışanlar var.
Hepsinin tek tek farkında Reis.
***
Milletin kapısını çalarken mütevazı...
Makam koltuğuna oturunca ulaşılmaz...
Vatandaşın derdini anlatacağı telefon meşgul...
Yakınlar gelince kapılar sonuna kadar açık...
Bu tür şeyler Reis'in adamlarına yakışmaz!
Erdoğan'ın "Bizler aziz milletimizin hizmetkârlarıyız" vurgusu bu çelişkiye işaretti.
Reis "Siyaset ikbal için değil, 86 milyonun huzur ve refahı için yapılmalı" diyor.
"Seccade" meselesi de çok önemli.
Erdoğan'ın en dikkat çekici ifadelerinden biridir bu:
"Seccadelerini gözyaşlarıyla ıslatanlar...
Bir gönül daha kazanmak için kapı kapı dolaşanlar...
Yağmurda, karda, sıcakta çalışanlar...
Ailesinden, işinden gücünden fedakârlık edenler..."
AK Parti'nin asıl sahipleri işte bunlardır.
***
Yani...Teşkilatın tabelası değil, emeğidir önemli olan.
Makamı değil, mücadelesidir. Kartviziti değil, samimiyetidir. Koltuğu değil, seccadesidir...
Parti büyüdükçe sadece teşkilatı büyümez.
Riskleri de büyür. Makam çoğalır. Menfaat çevresi genişler. Etraf kalabalıklaşır.
Bazıları ise kendisini o kalabalığın sahibi sanır...
Erdoğan'ın "kibir tuzağı" dediği şey de budur.
Dün kapı kapı oy isteyen adam...
Bugün vatandaşa kapısını kapatıyorsa...
Dün teşkilatın neferiyken...
Bugün teşkilatın efendisi gibi davranıyorsa...
Orada ciddi bir problem var demektir.
Çünkü davalar koltuklarla değil, fedakârlıklarla yürür.
***
Erdoğan'ın fon soruşturmaları konusunda ise, "Biz buna müsaade etmeyeceğiz" sözü çok önemli.
Dediğini yapar mı? Yapar...
Bu sözler kime?
Şahsi hesabını davanın önüne koyanlara...
Kibri karakter haline getirenlere...
Milletin malına, devletin imkânına çökenlere...
AK Parti'nin kuruluş hikâyesinden nemalananlara.
Reis'in mesajı aslında çok basit: Yorulan kenara çekilsin. Aşkını kaybeden soluklansın.
Çünkü koltuk da makam da baki değil.
Geriye ne yaptığın kalıyor.
En önemlisi gözyaşıyla seccadeyi ıslatanların duasıdır...
Reis son konuşmasında sadece muhalefete seslenmedi.
Mesajı açıktı: Bu hareketi büyüten milletin duasıdır. Onu küçültecek olan ise kibirdir.
Reis'in öfkesi vicdandan yükseldi...
Yani başkaları gibi laf olsun diye konuşmadı.
Özgür Özel gibi hırsız Ekrem'i savunmadı...
İçeridekilerin kulağını çekti.
Nefsin ensesine şaplağı indirdi.
Milletin malına göz dikenlere kapıyı gösterdi.
Devlet Denetleme Kurulu niye devrede sanıyorsunuz.
NOT
İnşaat yaptığı mahalle sakinleriyle konuşan, dahası atarlanan Bay Hüseyin Efendi, adımı kullanarak bildiri yayınladı.
Ve restoran yok yalanını savurdu.
Kim yer bu yalanı Bay Hüseyin Kış...
Sen derdini, o mavalı İsmail Küçükkaya'ya anlat... Belki o inanır bu yalana.
Vahap Seçer'in tutuklanmasıyla ilgili değerlendirme yarın.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.