SEDA DİKER
Dişi enerjinin dönemi başlıyor
KUTSAL EVLİLİK
Bu kez eril enerjinin ön plana çıkma serüveni başladı. Anaerkil toplum huzurluydu. Herkes birbirine yardım ediyordu. Savaşmak akıllarının ucundan bile geçmiyordu. Doğal şifa yöntemleri aktif olarak kullanılıyordu. Küçük topluluklar halinde yaşıyorlardı. Herkes ürününü toplayarak ortak bir ambarda biriktiriyordu. Ve ihtiyacı olan herkes aynı yerden beslenebiliyordu. Cinsellik çok daha düzgündü. Bir kadının bedensel, ruhsal, zihinsel ve duygusal olarak doyurulması çok önemseniyordu. Çünkü aslında kadınların mutlu ve huzurlu olduğu bir toplumda, iklimin mükemmel olacağına, toprağın bereketinin artacağına inanılırdı. Hatta o devrin kadınlarından en bilge olanı, en bilge erkekle evlendirilirdi. Buna kutsal evlilik denirdi. Ve eğer yörenin ikliminde peş peşe problemler yaşanmışsa, toprak bereketini kaybetmişse, bilge kadına hâlâ mutlu olup olmadığı sorulurdu. Eğer değilse, muhakkak bilge kadının eş değiştirmesine izin verilirdi. İşte böyle bir toplumdan kadının baskılandığı, değersizleştirildiği bir düzene geçildi. Bir anda savaşlar başladı. Güvenlik problemleri olduğu için küçük ve savunmasız topluluklar, etraftaki güçlü beyliklerle birleşmeye başladı. Barbar toplulukların saldırılarından korunabilmek için kaleler inşa edildi. Ordular kuruldu. Toprağı işleyen suçsuz, günahsız çiftçilerden vergi toplanmaya başlandı. Güvenlik sebebiyle kadınlar artık kapalı kapıların ardına saklanmaya başladı. Hatta barbar kavimlerin kanunsuzca güzel kadınları kaçırmasından dolayı artık kadınlar simsiyah çarşaflara bürünmeye başlamıştı. Ve bu anlattıklarım dinlerin yeryüzüne inmelerinden önce yaşanmıştı. Erkek egemen toplumlarda, kadınların erdemleri hiçe sayılmaya başlanmış, erkeklerin erdem saydığı savaş, kas kuvveti, rekabet, hırs, para ve mal varlığı edinme özellikleri önemsenmeye başlanmıştı. Şimdi ise artık yeniden dişi enerjinin aktive olma zamanı başladı. Enerji döngüsünü tamamladı. Çember kapandı. Ama artık eski devirlerdeki gibi anaerkil bir düzende yaşayacağımızı sanmıyorum. Onun yerine belki de ne kadının ne de erkeğin birbirine üstünlüğü olmayan bir düzen kurulacak. Çünkü aslında ne erkek kadınsız ne de kadın erkeksiz yapamaz. Eğer cennete çıkmak istiyorsak, bunu tek başımıza yapamayacağımızı anlamalıyız.
DÜNYADA SAVAŞ BİLE KALMAZ
Düşünün. Ne dişi enerjiyi temsil eden sağ beyin, yani önsezilerimiz, ne de eril enerjiyi temsil eden sol beyin, yani analitik zihnimiz tek başına yararlıdır. Her ikisi birbiriyle uyumlu olursa başarılı olabiliriz. Dünyada savaş bile kalmaz o zaman... İşte dişi ve eril enerjinin birbiriyle bütünleştiği muhteşem bir çağa girerken, ben de siz sevgili okurlarımla artık TV ekranlarında birlikte olacağım. Yaz boyunca yayınlanacak Yeni Enerji adlı programımla ilgili detayları web sitemde bulabilirsiniz. Demek ki, gerçekten yeni enerjinin ve hatta dişil enerjinin dengelenmesi için artık daha büyük kitlelerin bu konudan haberdar olma zamanı gelmiş.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.